Beklentilerde Dikkat Çeken Ayrışma
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) açıkladığı Temmuz 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri anketi, ekonominin farklı kesimleri arasında ciddi bir beklenti ayrışması ortaya koydu. Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon tahmini 1,19 puanlık düşüşle yüzde 44,94'e, reel sektörün tahmini ise 0,60 puan gerileyerek yüzde 32,50'ye inerken, piyasa katılımcılarının beklentisi 0,14 puan artarak yüzde 23,95 seviyesine yükseldi. Bu tablo, sıkı para politikasının etkilerinin sokaktaki vatandaşa ve üreticiye yavaş yavaş yansımaya başladığını, ancak finans kesiminin enerji ve jeopolitik riskler nedeniyle daha temkinli kaldığını gösteriyor.
Hanehalkında İyimserlik Artışı
Anketin en dikkat çeken detayı, gelecek 12 ayda enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranının 1,93 puan artarak yüzde 17,63'e yükselmesi oldu. Bu, Mayıs 2023'ten bu yana görülen en yüksek tüketici güveni seviyesiyle de örtüşen bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, hanehalkı beklentilerindeki gerilemenin dezenflasyon sürecinin kalıcılığı açısından kritik önem taşıdığını belirtiyor. Çünkü enflasyonla mücadelede en zor kırılan halka, toplumun fiyat artışlarına ilişkin algısıdır. Reel sektördeki ılımlı gerileme de imalat sanayindeki kapasite kullanımındaki yavaşlamayla birlikte okunuyor.
Piyasa Katılımcıları Neden Temkinli?
Piyasa katılımcılarının beklentiyi yukarı çekmesi ise büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki yeniden yükseliş eğilimi ve Orta Doğu'daki jeopolitik belirsizliklerle açıklanıyor. TCMB'nin 23 Temmuz'daki faiz kararında da benzer risklere vurgu yapılmış, Temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde geçici bir yükseliş beklendiği belirtilmişti. Finans çevreleri, petrol fiyatlarının 100 dolar eşiğinde kalıcılaşması halinde yıl sonu enflasyon tahminlerinin yüzde 30'un üzerine çıkabileceğini hesaplıyor. Bu nedenle piyasa, ilk faiz indirimi beklentisini eylülden ekime ötelemiş durumda.
Yatırımcı İçin Ne Anlama Geliyor?
Türk yatırımcısı açısından bu veriler çift yönlü bir mesaj taşıyor. Bir yandan hanehalkı ve reel sektör beklentilerindeki iyileşme, TCMB'nin sıkı duruşunun sonuç vermeye başladığını ve uzun vadede enflasyonun düşüş patikasına girebileceğini gösteriyor. Diğer yandan piyasa katılımcılarının temkinli tutumu, kısa vadede tahvil faizleri ve döviz kuru üzerinde baskı yaratmaya devam edebilir. Borsa İstanbul'da son dönemde yaşanan rotasyon ve tahvil getirilerindeki yükseliş, bu belirsizliğin fiyatlandığını teyit ediyor. Önümüzdeki günlerde açıklanacak Temmuz enflasyon verisi ve Ağustos'taki Enflasyon Raporu, beklentilerin yeniden hizalanıp hizalanmayacağını belirleyecek.
