Enerji Şoku ve Jeopolitik Baskı Derinleşiyor
Küresel finans piyasalarını sarsan Orta Doğu gerilimleri ve buna bağlı enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, Türkiye ekonomisini yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Brent petrolün 100 dolar eşiğinde kalıcılaşması ve arz endişelerinin artması, enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye’de enflasyon baskısını yeniden alevlendirirken, büyüme beklentilerini de aşağı çekiyor. Piyasa uzmanları, bu gelişmelerin dezenflasyon sürecini geciktirebileceği ve TCMB’nin sıkı duruşunu daha uzun süre koruyabileceğini vurguluyor.
Enflasyon ve Büyüme Dengesi Yeniden Test Ediliyor
Enerji maliyetlerindeki artış, gıda ve ulaştırma kalemleri üzerinden tüketici fiyatlarına yansırken, öncü göstergeler Temmuz ayında enflasyon ana eğiliminde geçici bir yükselişe işaret ediyor. Uluslararası kuruluşlar ve yerli ekonomistler, 2026 yıl sonu enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ederken, büyüme beklentilerini de 3 seviyesinin altına çekiyor. Jeopolitik belirsizliklerin sürmesi halinde, dış ticaret açığında enerji kaynaklı bozulma riski de artıyor. Analistler, bu tablonun Türk Lirası varlıklar üzerinde baskı yaratabileceğini ve yabancı yatırımcı iştahını sınırlayabileceğini belirtiyor.
Piyasalar Yeni Dengeler Arıyor
Borsa İstanbul’da son günlerde küresel risk algısının yükselmesiyle satış baskısı öne çıkarken, bankacılık ve sanayi endekslerinde karışık bir seyir izleniyor. Döviz tarafında ise rezervlerdeki dalgalanmalar ve enerji ithalatının maliyet artışı, kur üzerindeki baskıyı canlı tutuyor. Uzmanlar, sıkı para politikasının korunmasının enflasyon beklentilerini çıpalamada kritik rol oynayacağını, ancak jeopolitik şokların sürmesi halinde faiz indirim takviminin daha da ötelenebileceğini ifade ediyor. Retail yatırımcılar için bu dönem, enerji ve enflasyon risklerini yakından takip etmeyi gerektiren bir süreç olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki haftalarda açıklanacak enflasyon verileri, dış ticaret rakamları ve küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler, Türk piyasalarının yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Ekonomistler, mali disiplinin sürdürülmesi ve yapısal reform adımlarının hızlandırılmasının, küresel şoklara karşı dayanıklılığı artırabileceğini vurguluyor.
