Bankalar Önderliğinde Ralli: Borsa İstanbul'a Güvercin Rüzgar
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yaklaşık altı aylık aranın ardından bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlaması, finans piyasalarında beklenenden erken gelen bir güvercin sinyal olarak yorumlandı ve Borsa İstanbul'da bankacılık hisseleri öncülüğünde güçlü bir ralli yaşandı.[33][37] Kararın ilk yansımasıyla BIST Bankacılık Endeksi yüzde 4,1 artışla 16.440 seviyesine tırmanırken, BIST 100 endeksi güne yüzde 0,85 primle 14.637 puandan başladı.[34][36] Yatırımcıların gözü artık 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmiş durumda.
TCMB, 23 Ağustos'ta yayımladığı duyuruyla 1 Mart'ta ara verdiği haftalık repo ihalelerine dönme kararı almış, pazartesi sabahı açtığı ilk ihalede piyasaya yüzde 37 politika faiziyle 1 milyar TL fonlama sağlamıştı.[30] Bankaların mart ayından bu yana yüzde 40 faizle fonlandığı gecelik kanal yerine haftalık kanala ağırlık verilmesi, efektif fonlama faizinin yüzde 40'tan yüzde 37'ye inmesi anlamına geliyor. Bu da bankaların kaynak maliyetini düşürerek net faiz marjlarını destekliyor ve kârlılık beklentilerini güçlendiriyor.[34]
Banka Hisselerinde Sert Ayrışma
Kararın piyasadaki en doğrudan etkisi bankacılık tarafında hissedildi. Sektör hisselerinde Akbank yüzde 4,88, Yapı Kredi (YKB) yüzde 4,60, Vakıfbank ise yüzde 3,50 değer kazandı. Endeksteki 50 puanlık yukarı yönlü hareketin yaklaşık 30,9 puanı Akbank, 17,2 puanı Yapı Kredi ve 10,8 puanı İş Bankası kaynaklı oldu.[34] Anadolu Yatırım'dan Dr. Sarak, yüzde 40 yerine yüzde 37 ile fonlanan bankaların faiz makasının genişlediğini ve bunun kârlılık beklentilerini desteklediğini belirterek, hamlenin seans açılışında banka hisselerine olumlu yansıdığını ifade etti.[36]
'Faizden Borsaya Geçiş' Sinyali
Marbaş Menkul Değerler Yatırım Uzmanı Gülbahar Özdemir, TCMB'nin beklenenden erken gelen hamlesinin piyasada gevşeme beklentilerini güçlendirdiğini ve daha güvercin adımların sinyali olarak değerlendirildiğini söyledi.[33][37] Küresel finans devi ING stratejistleri ise adımı 'daha geleneksel bir para politikası çerçevesine geçiş' olarak yorumlayarak yerel politika yapıcıların ekonomik görünüme olan güveninin arttığını vurguladı.[34] Piyasada yaklaşık 1 trilyon liralık likidite fazlası bulunduğunu belirten uzmanlar, bu hamlenin devasa bir para enjeksiyonundan ziyade kısa vadeli faizleri politika faizine yönlendiren bir normalleşme sinyali olduğuna dikkat çekiyor.[41]
Eylül'de Faiz İndirimi Beklentisi Güçleniyor
Kararın resmî bir faiz indirimi olup olmadığı tartışması sürerken, ekonomist Mahfi Eğilmez 'TCMB faiz indirimine gitti demek için henüz erken' uyarısında bulundu ve belirleyici olanın bankaların fonlama ihtiyacının hangi kanaldan karşılanacağı olduğunu söyledi.[39] Buna karşılık Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, bunun bir normalleşme adımı olduğunu ve sinyalinin enflasyon raporunda verildiğini, ancak biraz erken geldiğini belirtti.[42] Bankaların fonlamasının büyük bölümünün yüzde 37 faizli haftalık repo üzerinden sağlanması halinde, resmî politika faizi değiştirilmeden fiili bir faiz indirimi gerçekleşmiş olacak. Bu tablo, 10 Eylül'deki PPK'da faiz indirimi beklentisini güçlendirirken, mevduat faizlerinde hızlı bir düşüş ve 'faizden borsaya geçiş' rotasyonunun hızlanması bekleniyor.[39][35]
