Türkiye ekonomisinde dış dengeye ilişkin alarm yeniden yükseldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre temmuz ayında cari işlemler hesabı yalnızca 36 milyon dolar fazla verirken, 12 aylık kümülatif cari açık 40,7 milyar dolara ulaştı. Böylece cari açık, Aralık 2023’ten bu yana ilk kez 40 milyar dolar eşiğini aşarak Türk piyasalarının önündeki en önemli makroekonomik risklerden biri haline geldi.
Piyasa beklentisi temmuz ayında yaklaşık 600 milyon dolarlık cari fazla oluşması yönündeydi. Gerçekleşen 36 milyon dolarlık fazla, beklentinin belirgin biçimde altında kaldı. Geçen yılın aynı ayında 1,8 milyar dolar olan cari fazla da yaklaşık yüzde 98 oranında geriledi.
Bozulmanın temel nedeni mal ticareti ve enerji dengesindeki hızlı kötüleşme oldu. Temmuzda mal açığı yıllık bazda yüzde 22,3 artarak 5,6 milyar dolara yükseldi. İhracat yüzde 2,3 artışla 25,2 milyar dolarda kalırken, ithalat yüzde 5,4 artışla 30,8 milyar dolara çıktı. Enerji ithalatı ise yüzde 13,1 yükselerek 5,8 milyar dolara ulaştı ve toplam ithalatın yüzde 18,9’unu oluşturdu.
Türkiye açısından haberin en kritik boyutunu enerji maliyetleri oluşturuyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarının yüksek seyrini koruması, ithalat faturasını büyütürken cari açığın finansman ihtiyacını da artırıyor. Bölgesel jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürmesi halinde, cari açıkta Orta Vadeli Program’da öngörülen 2026 yılı 47,5 milyar dolarlık seviyenin üzerine çıkılma riski bulunuyor.
Enerji fiyatlarındaki yükseliş yalnızca dış dengeyi etkilemiyor. Daha yüksek akaryakıt ve üretim maliyetleri, tüketici fiyatlarına gecikmeli olarak yansıyabilir. Bu durum enflasyonun düşüş hızını yavaşlatırken, TCMB’nin faiz indirim sürecinde daha temkinli hareket etmesine ve Türk lirası üzerindeki baskının artmasına yol açabilir.
Turizm ve diğer hizmet gelirleri ise tabloyu kısmen dengeledi. Hizmetler fazlası temmuz ayında yüzde 2,7 artarak 8,2 milyar dolara yükseldi. Ancak bu artış, mal ve enerji açığındaki büyümeyi telafi etmeye yetmedi. Ayrıca birincil gelir açığının 1,5 milyar dolardan 2,6 milyar dolara çıkması, dış finansman maliyetlerindeki artışın cari denge üzerinde ek baskı oluşturduğunu gösterdi.
Cari açığın finansmanı açısından portföy girişleri dikkat çekici olsa da doğrudan yatırımlardaki zayıflık sürüyor. Temmuz ayında portföy yatırımları 5,8 milyar dolarlık net giriş kaydederken, doğrudan yatırımlar yalnızca 514 milyon dolar oldu. Doğrudan yatırım girişlerindeki yıllık gerileme yüzde 68,4’e ulaştı. Bu tablo, Türkiye’nin dış açığını daha çok kısa vadeli ve piyasa koşullarına duyarlı sermaye akımlarıyla finanse ettiği yönündeki endişeleri artırıyor.
Döviz piyasası açısından cari açıktaki genişleme, enerji ithalatı ve dış finansman ihtiyacı nedeniyle Türk lirası üzerinde orta vadeli baskı yaratabilir. TCMB’nin eylül ayı piyasa katılımcıları anketinde 12 ay sonrası dolar/TL beklentisinin 57,43 liradan 58,60 liraya yükselmesi de piyasanın kur riskini daha yüksek fiyatladığını gösteriyor.
Faiz politikası açısından ise cari açık verisi, enflasyonla mücadelede dış kaynaklı maliyet risklerinin henüz ortadan kalkmadığını ortaya koyuyor. Piyasa katılımcıları TCMB politika faizinin yüzde 37’de kalmasını beklerken, yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,43’ten yüzde 29,61’e yükselmesi, enerji ve kur kanalının fiyatlama davranışları üzerindeki etkisinin sürdüğünü gösteriyor.
Borsa İstanbul’da ise enerji maliyetlerine duyarlı şirketler, bankalar ve iç talebe bağlı sektörler farklı yönlerde etkilenebilir. Daha yüksek cari açık, risk priminde ve tahvil getirilerinde yukarı yönlü baskı yaratırsa finansman maliyetleri artabilir. Buna karşılık turizm, ihracat ve döviz geliri yüksek şirketler görece daha dirençli kalabilir.
Temmuz verisi tek başına bir kriz göstergesi değil; ancak Türkiye ekonomisinin enerji fiyatlarına, ithalat maliyetlerine ve dış sermaye akımlarına karşı hassasiyetinin yeniden arttığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yatırımcıların yalnızca TCMB’nin faiz kararını değil, petrol fiyatlarını, rezerv hareketlerini, portföy girişlerinin sürekliliğini ve doğrudan yatırımlardaki eğilimi birlikte izlemesi gerekecek.
Özetle, cari açığın 40 milyar dolar eşiğini aşması Türkiye piyasalarında yeni bir denge arayışını başlatıyor. Enerji fiyatları yüksek kalır ve ihracat ithalatı karşılayacak hızda büyümezse, enflasyon ve kur üzerindeki baskı güçlenebilir; bu da faiz indirim beklentilerinin daha uzun süre sınırlı kalmasına neden olabilir.
