Yavaşlayan Momentum ve Enflasyon Baskısı
Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde %2,5 büyüme kaydederek analist beklentilerinin altında kaldı. Çeyreklik bazda ise büyüme neredeyse durma noktasına geldi. Bu veri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, 11 Haziran'daki kritik faiz kararı öncesinde piyasalar gerilim yaşadı. Küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Orta Doğu kaynaklı arz şokları, enflasyonun yapısal olarak yüksek seyretmesine neden oluyor.
5 Haziran Enflasyon Verisi Ne Gösterecek?
Yarın açıklanacak Mayıs ayı TÜFE verisi, yılın geri kalanı için belirleyici olacak. Ekonomistler, aylık enflasyonun %1,5 civarında gerçekleşmesini beklerken, yıllık oranın %32-33 bandında kalmasını öngörüyor. Ancak enerji ve gıda maliyetlerindeki artış nedeniyle beklenti üstü bir veri, TCMB'nin faizleri sabit tutma veya artırma yönünde adım atma ihtimalini güçlendirebilir. Piyasa uzmanları, "Arz yanlı enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda, para politikasında sıkı duruşun uzaması kaçınılmaz" görüşünde birleşiyor.
Küresel Etkiler ve Türk Yatırımcısı İçin Riskler
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve diğer kuruluşların Türkiye büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi, yatırımcı güvenini de etkiliyor. Borsa İstanbul, son dönemde rekor seviyelerden geri çekilirken, TL varlıklar üzerinde baskı artıyor. Retail yatırımcılar için bu dönem, portföylerinde altın ve döviz ağırlığını korumak ile hisse senetlerindeki fırsatları dengelemek arasında kritik bir denge gerektiriyor. Uzmanlar, jeopolitik risklerin azalması halinde büyümenin toparlanabileceğini, ancak enflasyonun kontrol altına alınamaması durumunda sert düzeltmelerin gelebileceğini vurguluyor.
Piyasalar Ne Bekliyor?
11 Haziran TCMB toplantısına giden yolda 5 Haziran verisi adeta bir turnusol kağıdı görevi görecek. Enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme sinyali vermesi durumunda piyasalarda rahatlama yaşanabilir. Aksi takdirde, TL'de değer kaybı ve borsa volatilitesinde artış kaçınılmaz görünüyor. Türk yatırımcı, bu kritik hafta boyunca hem makro verileri hem de küresel enerji piyasalarındaki gelişmeleri yakından takip etmeli.
