ABD Enflasyonu Öncesi Küresel Faiz Şoku Türkiye Piyasalarını Sıkıştırıyor: Dolar 48,60 TL’yi Aştı

11 Eylül 202610:11
Piyasa Haberleri
ABD Enflasyonu Öncesi Küresel Faiz Şoku Türkiye Piyasalarını Sıkıştırıyor: Dolar 48,60 TL’yi Aştı

Piyasaların yeni sınavı: ABD enflasyonu ve yükselen petrol

Türkiye ve dünya finans piyasaları, aynı anda üç cepheden gelen baskıyla haftanın son işlem gününe giriyor: ABD’de üretici enflasyonunun hızlanması, Orta Doğu’daki gerilimin petrol fiyatlarını 108 dolar sınırına taşıması ve ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentilerin sert biçimde değişmesi. Bu tablo, Türkiye’de TCMB’nin politika faizini yüzde 37’de sabit bıraktığı bir dönemde dolar/TL üzerindeki baskıyı artırırken, Borsa İstanbul’da da risk iştahını sınırlıyor.

Dolar/TL, 11 Eylül sabahında 48,60 seviyesini aşarak tarihi zirvesini yeniledi. Serbest piyasada dolar 48,6061 TL, avro 56,4909 TL, sterlin ise 65,6998 TL civarında işlem gördü. BIST 100 endeksi ise güne yalnızca yüzde 0,05 yükselişle 14.400,98 puandan başladı; endeks bir önceki günü yüzde 0,77 kayıpla 14.393,85 puandan tamamlamıştı. Bu görünüm, yerli yatırımcı açısından kurdaki yükselişin artık yalnızca iç dinamiklerle değil, küresel faiz ve enerji fiyatlarıyla da belirlendiğini gösteriyor.

Fed beklentisi değişti, dolar güçlendi

ABD’de ağustos ayı üretici fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 5,4 arttı ve yüzde 5,3’lük piyasa beklentisini aştı. Aylık artış yüzde 0,4 olurken, veri enerji maliyetlerinin üretim zincirindeki baskıyı yeniden artırdığını ortaya koydu. Piyasa şimdi ABD’nin bugün açıklayacağı tüketici enflasyonu verisine odaklanmış durumda; beklenti manşet TÜFE’de aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 3,4 ve çekirdek TÜFE’de yıllık yüzde 2,4 artış yönünde.

Üretici enflasyonunun ardından yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın eylül toplantısında faiz artırabileceğine ilişkin fiyatlaması yaklaşık yüzde 70’e yükseldi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,95’e yaklaşması ve dolar endeksinin 99 seviyesinin üzerine çıkması, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde ek baskı oluşturdu. Beklentilerin üzerinde bir ABD TÜFE verisi, doların ve tahvil faizlerinin yükselişini hızlandırabilir; daha ılımlı bir veri ise riskli varlıklarda kısa vadeli rahatlama yaratabilir.

Petrol şoku Türkiye için neden kritik?

Brent petrolün 107 doların üzerine çıkması, enerji ithalatçısı Türkiye açısından yalnızca akaryakıt fiyatı anlamına gelmiyor. Kalıcı bir petrol yükselişi; cari açığı büyütebilir, ulaştırma ve üretim maliyetlerini artırabilir, enflasyon beklentilerini bozabilir ve TCMB’nin faiz indirim alanını daraltabilir. Küresel piyasalarda petrolün 100 doların üzerinde kalması halinde, daha önce beklenen faiz indirimlerinin zamanlaması yeniden sorgulanabilir.

TCMB, 10 Eylül toplantısında politika faizini yüzde 37’de, gecelik borç verme faizini yüzde 40’ta ve gecelik borçlanma faizini yüzde 35,5’te sabit tuttu. Kurul, enflasyonun ana eğiliminde gerileme işaretleri bulunduğunu belirtirken, enerji fiyatlarındaki yeni sıçrama ve küresel finansal koşulların sıkılaşması, gelecek toplantılarda daha temkinli bir iletişim kurulabileceğine işaret ediyor.

Türk yatırımcı için kritik eşikler

Piyasa uzmanlarının ortak değerlendirmesi, bugünkü ABD TÜFE verisinin yalnızca Wall Street’i değil, Türkiye’de kur, tahvil ve hisse senedi piyasalarının tamamını etkileyebileceği yönünde. Yüksek bir veri; Fed faiz artışı ihtimalini güçlendirerek doları ve ABD tahvil faizlerini yukarı çekebilir. Bu senaryoda dolar/TL’de yeni zirveler, BIST’te ise özellikle yüksek değerlemeli ve dış finansmana duyarlı hisselerde satış baskısı görülebilir.

Buna karşılık, ABD enflasyonunun beklentilerin altında kalması küresel risk iştahını kısa vadede destekleyebilir. Ancak petrol fiyatları yüksek kaldığı sürece bu rahatlama kalıcı olmayabilir. Türk yatırımcı açısından ana risk, tek bir veri değil; yüksek petrol, güçlü dolar ve geciken küresel faiz indirimi ihtimalinin aynı anda gerçekleşmesi. Bu nedenle piyasalarda gün içi oynaklığın artması, özellikle kur ve endeks seviyelerinde sert yön değişimleri yaşanması bekleniyor.

Yabancıların Türk bankalarıyla gerçekleştirdiği TL türev pozisyonunun 4 Eylül haftasında 2,4 milyar dolar gerileyerek 60,9 milyar dolara düşmesi de yatırımcıların TL riskini azaltmaya başladığını gösteren önemli bir sinyal olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, küresel faiz belirsizliği sürerken Türkiye piyasalarına yönelik kısa vadeli sermaye akımlarının daha seçici hale gelebileceğine işaret ediyor.