ABD Enflasyonu ve Petrol Şoku Türkiye Piyasalarını Yeni Bir Sınava Soktu

11 Eylül 202611:10
Piyasa Haberleri
ABD Enflasyonu ve Petrol Şoku Türkiye Piyasalarını Yeni Bir Sınava Soktu

Küresel Enflasyon Riski Türkiye’ye Yansıyor

Türkiye piyasaları haftanın son işlem gününe, küresel faiz ve enerji şokunun gölgesinde başladı. ABD’de ağustos ayı üretici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 5,4 artarak beklentilerin üzerine çıkması, yüksek enflasyonun geçici olmaktan çıkabileceği endişesini güçlendirdi. Orta Doğu’daki gerilimle birlikte petrolün 100 doların üzerinde seyretmesi de tabloyu ağırlaştırırken, küresel tahvil faizleri yükseldi, risk iştahı zayıfladı ve gelişen ülke para birimleri baskı altında kaldı. Türkiye’de dolar/TL sabah saatlerinde 48,60 seviyesine yaklaşırken, BIST 100 endeksi 14.400 puan çevresinde yatay ve temkinli bir görünüm sergiledi.

Fed Beklentileri ve Petrol Baskısı

ABD ÜFE verisi, enerji ve mal fiyatlarındaki artışın tüketici enflasyonuna yeniden taşınabileceği kaygısını gündeme getirdi. Piyasa beklentileri, ağustos TÜFE’sinde aylık artışın yüzde 0,4’e hızlanacağı, yıllık enflasyonun ise yüzde 3,4 seviyesinde kalacağı yönündeydi. Beklentiden daha sıcak bir veri, Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi veya daha sıkı bir duruş sergilemesi ihtimalini artırabilir. Böyle bir senaryo dolar endeksini ve ABD tahvil getirilerini yukarı iterken, Türkiye gibi dış finansmana duyarlı ekonomilerde kur, tahvil ve hisse senedi fiyatları üzerindeki baskıyı artırabilir.

TCMB Faizi Sabit Tuttu, Riskler Masada

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 37’de, gecelik borç verme faizini yüzde 40’ta ve borçlanma faizini yüzde 35,5’te sabit bıraktı. Kurul, son dönem enflasyon gerçekleşmelerinde ana eğilimin gerilediğine işaret ederken, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve küresel para politikasındaki belirsizlikler faiz indirimlerinin hızına ilişkin riskleri koruyor. Uzmanlara göre TCMB’nin önündeki temel sınav, iç talepteki yavaşlama ile petrol ve kur kaynaklı maliyet baskısını aynı anda yönetebilmek. Bu nedenle piyasalar yalnızca faiz kararına değil, Merkez Bankası’nın enflasyon patikasına ve likidite koşullarına ilişkin mesajlarına da odaklanıyor.

Cari Fazla Olumlu, Yıllık Açık Dikkat Çekici

Yurt içinde açıklanan temmuz ayı ödemeler dengesi verileri ise kısa vadede destekleyici bir görünüm sundu. Cari işlemler hesabı 36 milyon dolar fazla verirken, altın ve enerji hariç cari fazla 4,972 milyar dolara ulaştı. Ancak yıllıklandırılmış cari açık yaklaşık 40,7 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bu ayrışma, turizm ve hizmet gelirlerinin katkısına rağmen enerji maliyetleri ile dış ticaret açığının Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını canlı tuttuğunu gösteriyor. Petrol fiyatlarının yüksek kalması halinde cari dengedeki iyileşmenin kalıcılığı ve enflasyon üzerindeki maliyet baskısı yatırımcıların yakından izleyeceği başlıklar olacak.

Yatırımcı İçin Kritik Eşikler

Piyasanın kısa vadeli yönünü üç gelişme belirleyecek: ABD TÜFE verisinin beklentilere göre seyri, petrol fiyatlarının 100 dolar üzerindeki kalıcılığı ve TCMB’nin önümüzdeki döneme ilişkin politika iletişimi. Sıcak ABD enflasyonu ile yükselen petrol fiyatlarının aynı anda devam etmesi, doların güçlenmesine ve gelişen piyasalardan sermaye çıkışlarının hızlanmasına yol açabilir. Buna karşılık daha düşük bir ABD TÜFE’si, küresel tahvil faizlerini rahatlatıp Borsa İstanbul üzerindeki dış baskıyı azaltabilir. Türk yatırımcı açısından ana mesaj, BIST’teki rekor seviyelerin tek başına yeterli bir güvence olmadığı; kur, faiz, petrol ve dış finansman risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğidir.