Küresel Piyasaların Yeni Sınavı
ABD’den gelen son enflasyon verileri, küresel finans piyasalarında dengeleri değiştirdi. Ağustos ayında tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 artarken, gıda ve enerji fiyatları hariç çekirdek TÜFE aylık yüzde 0,3 yükselerek beklentilerin üzerine çıktı. Veriler, fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterirken, piyasalar Fed’in 15-16 Eylül’deki toplantısında 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimalini yaklaşık yüzde 90 seviyesinde fiyatlamaya başladı.
Tahvil Faizi ve Dolar Baskısı
Beklentilerdeki değişimin ilk yansıması tahvil piyasasında görüldü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 5 seviyesine yaklaşarak Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti ve haftayı yaklaşık 20 baz puanlık yükselişle yüzde 4,97 civarında tamamladı. Uzun vadeli faizlerin yükselmesi, gelişmekte olan ülke varlıklarının cazibesini azaltırken, küresel yatırımcıların daha yüksek getiri sunan dolar cinsi varlıklara yönelme riskini artırıyor.
Türkiye İçin Etki Alanı
Türkiye piyasaları bu küresel dalgaya, TCMB’nin politika faizini yüzde 37’de sabit tuttuğu bir dönemde yakalanıyor. BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,25 yükselişle 14.467,25 puandan kapatırken, dolar/TL yüzde 0,2 artışla 48,5120 seviyesine çıktı. Bu tablo, Borsa İstanbul’da kısa vadeli risk iştahının korunduğunu; ancak kur tarafında dış finansman koşulları ve doların küresel faiz avantajının yakından izlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye açısından kritik nokta, yalnızca Fed’in faiz kararı değil, karar metninin ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un vereceği geleceğe dönük mesajlar olacak. Eğer Fed daha uzun süre sıkı para politikası sinyali verirse, gelişmekte olan ülke piyasalarında portföy akımlarının yavaşlaması, TL üzerindeki baskının artması ve yerel faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık Fed’in tek seferlik bir artışla yetineceği ve sonraki adımlarda temkinli davranacağı mesajı, küresel risk iştahını yeniden destekleyebilir.
Petrol ve Enflasyon Riski
Fed belirsizliğine enerji cephesindeki oynaklık da eşlik ediyor. Orta Doğu’daki jeopolitik riskler nedeniyle Brent petrol haftalık bazda yüzde 8,5 yükselerek varil başına yaklaşık 104,5 dolar seviyesinde işlem gördü. Petrol fiyatlarının yüksek kalması, Türkiye’nin enerji ithalat faturasını ve cari denge üzerindeki baskıyı artırabileceği gibi, ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyonun ana eğilimini de bozabilir. TCMB de son karar metninde yüksek enerji fiyatlarının enflasyon görünümü açısından yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı.
Yatırımcı İçin Kritik Haftanın Başlıkları
Önümüzdeki hafta piyasaların odağında Fed’in faiz kararı, politika metni, ekonomik projeksiyonlar ve Başkan Warsh’un basın toplantısı bulunacak. Türkiye’de ise bütçe dengesi, konut fiyat endeksi, TCMB PPK toplantı özeti ve konut satışları izlenecek. Piyasa uzmanlarının değerlendirmelerine göre, güçlü istihdam, hedefin üzerindeki enflasyon ve yüksek petrol fiyatları Fed’i sıkı duruşa zorlayabilir; ancak bu beklentinin kalıcı biçimde fiyatlanıp fiyatlanmayacağı, toplantı sonrası verilecek yönlendirmeye bağlı olacak.
Sonuç olarak, Türkiye yatırımcısı için yeni haftanın ana riski tek bir varlıkta değil; kur, faiz, petrol ve küresel sermaye akımlarının aynı anda hareket etmesinde yatıyor. BIST’teki yükseliş kısa vadede olumlu görünse de Fed kaynaklı faiz şoku ve enerji maliyetleri, piyasalarda daha seçici ve dalgalı bir dönemin kapısını aralıyor.
