Küresel faiz rotası değişiyor, Türkiye yeni baskı dalgasıyla karşı karşıya
Küresel finans piyasalarında gözler gelecek haftaki Fed kararına çevrilirken, enerji fiyatları, ABD enflasyonu ve tahvil faizleri yatırımcıların risk iştahını yeniden şekillendiriyor. ABD’de para piyasaları Fed’in faiz artırma ihtimalini yüzde 90’a yaklaştırırken, Türkiye’de yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,61’e yükselmesi ve akaryakıt fiyatlarının yeniden artması, Türk yatırımcısı açısından kritik bir tablo ortaya koydu.
ABD verileri Fed beklentisini sertleştirdi
ABD’de ağustos ayı tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Gıda ve enerji hariç çekirdek enflasyon aylık yüzde 0,3 yükselirken yıllık artış yüzde 2,4 oldu. Çekirdek enflasyonun uzun vadede gerileme eğilimini korumasına rağmen, enerji maliyetlerindeki yükseliş enflasyon görünümünde yeni bir risk olarak öne çıktı. Bu nedenle piyasa fiyatlamalarında Fed’in gelecek hafta faiz artırabileceği beklentisi yüzde 90’a yaklaştı.
Beklentilerdeki sert değişim ABD tahvil piyasasında da karşılık buldu. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 5’e yaklaşarak Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti ve haftayı yaklaşık 20 baz puan artışla yüzde 4,97 civarında tamamladı. Yükselen tahvil getirileri, hisse senetleri ve altın gibi alternatif yatırım araçlarının maliyetini artırırken gelişmekte olan ülke piyasalarından sermaye çıkışı riskini de büyütüyor.
Türkiye’de beklentiler bozuluyor
TCMB’nin Eylül 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasanın enflasyonla mücadelede daha temkinli bir noktaya geldiğini gösterdi. Cari yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 29,43’ten yüzde 29,61’e yükselirken, 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,70’e çıktı. 24 ay sonrası beklenti de yüzde 18,03’ten yüzde 18,32’ye yükseldi.
Kur beklentilerinde ise yıl sonu dolar/TL tahmini 51,57 seviyesinde kalırken, 12 ay sonrası beklenti 57,43’ten 58,60’a yükseldi. Piyasa katılımcıları eylül ayı PPK toplantısında politika faizinin yüzde 37’de sabit kalmasını bekliyor; sonraki toplantılarda ise faiz oranının kademeli biçimde yüzde 35,07’ye gerileyebileceği öngörülüyor. Ancak enerji fiyatlarındaki kalıcı yükseliş, bu gevşeme beklentisinin önündeki en önemli risk olarak öne çıkıyor.
Petrol ve akaryakıt kanalı enflasyon riskini büyütüyor
Orta Doğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat riskleri, Brent petrolün haftalık bazda yüzde 8,5 yükselerek varil başına 104,5 dolar seviyesine çıkmasına neden oldu. Türkiye’de bu hareket doğrudan pompa fiyatlarına yansıdı: 12 Eylül itibarıyla benzinin litre fiyatı 3,20 lira artırıldı; İstanbul’da 80,12 liraya, Ankara’da 81,25 liraya, İzmir’de ise 81,52 liraya yükseldi.
Enerji maliyetindeki artış yalnızca sürücülerin bütçesini etkilemiyor. Akaryakıt zamları taşımacılık, gıda, sanayi ve hizmet fiyatları üzerinden tüketici enflasyonuna yayılabilir. Bu nedenle petrol fiyatlarının yüksek kalması, TCMB’nin faiz indirimlerini daha yavaş ve daha ölçülü gerçekleştirmesine yol açabilecek temel senaryolardan biri olarak izleniyor.
Borsa yükseldi, ancak küresel riskler masadan kalkmadı
BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,25 yükselişle 14.467,25 puandan tamamlarken, dolar/TL haftalık kapanışını 48,5120 seviyesinde yaptı. Borsadaki güçlü görünüm, TCMB’nin politika faizini yüzde 37’de sabit tutması ve iç piyasadaki risk iştahının korunmasıyla desteklendi. Ancak ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlenen küresel faiz beklentisi ve petrol kaynaklı maliyet baskısı, bu yükselişin dış koşullara karşı kırılganlığını artırıyor.
Piyasa uzmanlarının temel değerlendirmesi, Türkiye varlıklarında yönün artık yalnızca TCMB kararlarıyla değil, Fed’in faiz rotası, ABD tahvil faizleri ve petrol arz güvenliği ile birlikte belirleneceği yönünde. Fed’in beklenenden daha şahin bir tutum alması veya petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcılaşması halinde gelişmekte olan ülke piyasalarında dalgalanma artabilir; buna karşılık enerji riskinin azalması ve enflasyon beklentilerinin yeniden düşüşe geçmesi Türkiye’de faiz indirimi beklentilerini destekleyebilir.
Yatırımcı için kritik eşik
Türk yatırımcısı açısından önümüzdeki dönemin ana gündemi, faiz indirimi beklentisi ile enerji kaynaklı enflasyon riski arasındaki mücadele olacak. Borsa İstanbul’daki yükseliş sürse bile küresel tahvil faizleri ve petrol fiyatları yüksek kaldığı sürece piyasalarda sert yön değişimleri görülebilir. Bu nedenle gelecek haftaki Fed kararı, TCMB’nin faiz patikasından döviz kuruna ve hisse senedi değerlemelerine kadar Türkiye piyasalarının kısa vadeli rotasını belirleyecek en önemli gelişme konumunda.
