Jeopolitik Şoklar Ekonomiyi Zorluyor
Haziran 2026 itibarıyla İran kaynaklı çatışma ve bölgesel belirsizlikler, Türkiye'nin makroekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Enerji ithalatçısı konumundaki ülkemizde petrol ve emtia fiyatlarındaki artış, enflasyonist baskıları güçlendirirken cari dengeyi olumsuz etkiliyor. TCMB, 11 Haziran'daki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini %37'de sabit tutma kararı alarak, dezenflasyon sürecini korumaya yönelik temkinli duruşunu sürdürdü. Bu karar, piyasalarda beklenildiği gibi olsa da uzmanlar jeopolitik risklerin kısa vadede enflasyonu 5 puan civarında yukarı çekebileceğini belirtiyor.
Rezervlerde Gerileme ve Mali Baskılar
Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan sert gerileme, döviz likiditesi yönetimini ön plana çıkarıyor. Son haftalarda milyarlarca dolarlık müdahaleler dikkat çekerken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşın enflasyon görünümüne en az 5 puan eklediğini vurguladı. Buna rağmen hükümet, dezenflasyon sürecinin birkaç aylık gecikmeyle de olsa devam edeceğini belirtiyor. Borsa İstanbul, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara rağmen görece direnç gösterse de, retail yatırımcılar için volatilite yüksek seyrediyor.
Uzman Görüşleri ve Öngörüler
Ekonomi uzmanları, jeopolitik risklerin TCMB'nin elini daralttığını ve sıkı para politikasının süreceğini öngörüyor. BBVA Research gibi kurumlar, 2026 büyüme tahminlerini aşağı revize ederken, iç talepteki canlılığın sanayi toparlanmasını desteklediğini ancak dış şokların büyüme ivmesini sınırladığını ifade ediyor. Türk yatırımcılar için kritik olan nokta; Dolar/TL paritesindeki hareketler, CDS primlerindeki seyr ve enflasyon verilerinin takip edilmesi. Piyasalar, olası barış sinyallerine veya yeni şoklara karşı hazırlıklı olmalı.
Yatırımcılara Öneriler
Bu ortamda, çeşitlendirilmiş portföyler ve rezerv birikimine odaklanan politikalar öne çıkıyor. Retail yatırımcılar, BIST'teki fırsatları değerlendirirken jeopolitik gelişmeleri yakından izlemeli. Uzun vadede yapısal reformlar ve enflasyonla mücadele, Türk ekonomisinin dayanıklılığını artıracak ana unsurlar olarak görülüyor.
