Rezervlerde güçlü toparlanma
Türkiye finans piyasalarının yeni gündemi, Merkez Bankası rezervlerindeki hızlı toparlanma oldu. TCMB’nin henüz resmi olarak açıklamadığı 21 Ağustos haftasına ilişkin hesaplamaya göre toplam rezervler yaklaşık 5,3 milyar dolar artarak 188,8 milyar dolara yükseldi. Böylece rezervler, 13 Mart haftasından bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Resmi rakamlar 27 Ağustos Perşembe günü açıklanacak.
Rezervlerdeki yükseliş, haziran sonunda görülen sert gerilemenin ardından başlayan toparlanmanın hızlandığını gösteriyor. Toplam rezervler 26 Haziran haftasında 149,2 milyar dolara kadar indikten sonra temmuz sonunda 164,4 milyar dolara, 7 Ağustos haftasında 178,4 milyar dolara ve 14 Ağustos haftasında 183,5 milyar dolara çıkmıştı. Buna karşın mevcut seviye, 30 Ocak 2026’da görülen 218,2 milyar dolarlık tarihi zirvenin yaklaşık 29,4 milyar dolar altında bulunuyor.
Net rezerv cephesinde tablo
Son resmi haftalık veride, 14 Ağustos itibarıyla brüt rezervler 5,1 milyar dolarlık artışla 183,5 milyar dolara çıkmıştı. Brüt döviz rezervleri 75,2 milyar dolar, altın rezervleri 108,3 milyar dolar olurken net rezervler 67,1 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 54,3 milyar dolara yükseldi. Bu tablo, toparlanmanın yalnızca altın fiyatlarındaki değişimden ibaret olmadığını ve döviz tarafında da belirgin bir iyileşme yaşandığını ortaya koyuyor.
Yatırımcı açısından kritik nokta, brüt rezerv artışından çok swap hariç net rezervlerin yönü. Swap hariç net rezervlerdeki yükseliş, Merkez Bankası’nın dış şoklara ve döviz talebindeki artışlara karşı hareket alanının genişlediğine işaret eder. Ancak bu iyileşmenin kalıcı kabul edilebilmesi için önümüzdeki haftalarda rezerv artışının devam etmesi ve yerleşiklerin döviz talebinin yeniden hızlanmaması gerekiyor.
Carry trade rahatlığı ve kırılganlık
Rezervlerdeki yükseliş, Türk lirası varlıklarına yönelik yüksek getirili pozisyonların yeniden büyüdüğü bir döneme denk geldi. Türkiye Today’in aktardığı verilere göre carry trade hacmi 14 Ağustos haftasında 62,4 milyar dolarla yeni bir rekora ulaştı. JPMorgan ise yalnızca yurt dışı kaynaklı carry trade pozisyonlarını yaklaşık 47 milyar dolar olarak hesaplıyor; iki rakam arasındaki fark, ölçüm kapsamlarının farklı olduğuna işaret ediyor.
Bu akım kısa vadede TL varlıklarını destekliyor, Merkez Bankası rezervlerini güçlendiriyor ve tahvil ile hisse piyasasına dış kaynak sağlıyor. Nitekim 14 Ağustos haftasında yabancı yatırımcılar 176,1 milyon dolarlık hisse senedi ve 445,9 milyon dolarlık özel sektör tahvili alırken 306,2 milyon dolarlık devlet iç borçlanma senedi sattı. Yıl başından bu yana yabancıların hisse senedi piyasasındaki net alımı 1,6 milyar dolara, devlet tahvili piyasasındaki alımı ise 2,4 milyar dolara ulaştı.
Piyasaların asıl sınavı
PGIM’in gelişen piyasalar borç ekibinin yöneticisi Cathy Hepworth, gelişen piyasalardaki en güçlü yatırım temasının carry trade olduğunu belirtiyor. Türkiye’de lira cinsi getirilerin yüzde 40 ve üzerinde seyretmesi, bu stratejiyi küresel yatırımcılar için cazip kılıyor; ancak aynı nedenle pozisyonların tersine dönmesi halinde çıkış baskısı da hızlanabiliyor.
JPMorgan’ın değerlendirmesine göre yabancı kaynaklı carry trade pozisyonlarının yüksekliği, piyasaların iç siyasi gelişmeler, enflasyon, enerji fiyatları veya küresel risk iştahındaki olumsuz sürprizleri absorbe etme kapasitesini daraltıyor. Banka, özellikle cari dengedeki mevsimsel görünümün tersine dönebileceği kasım ayını önemli bir stres testi olarak görüyor.
Bu nedenle rezerv artışı tek başına yeni bir rahatlık dönemi anlamına gelmiyor. Rezerv tamponu güçlenirken, Türkiye piyasalarının önemli bir bölümü hâlâ yüksek faiz farkından yararlanan ve hızlı hareket edebilen yabancı sermayeye dayanıyor. Küresel faiz beklentilerinin bozulması, enerji maliyetlerinin yeniden yükselmesi veya enflasyon görünümünde bozulma yaşanması halinde carry trade pozisyonlarının çözülmesi TL, tahvil ve Borsa İstanbul üzerinde aynı anda baskı yaratabilir.
Bireysel yatırımcı için mesaj
Bireysel yatırımcı açısından mevcut tablo iki yönlü okunmalı: Birinci mesaj, rezervlerdeki toparlanmanın kur şoklarına karşı kısa vadeli savunma hattını güçlendirdiği ve TL varlıklarına yönelik güveni desteklediği. İkinci mesaj ise bu iyileşmenin önemli bölümünün yüksek getirili, ancak tersine dönme riski taşıyan sermaye akımlarıyla birlikte gerçekleştiği.
Bu çerçevede 27 Ağustos’ta açıklanacak resmi rezerv verilerinde yalnızca toplam rakam değil, brüt döviz rezervleri, net rezervler ve swap hariç net rezervlerin dağılımı da izlenecek. Piyasaların önündeki temel soru, rezervlerin 188,8 milyar dolara yükselip yükselmediğinden çok, bu artışın kalıcı dış kaynak ve cari denge iyileşmesiyle mi, yoksa yüksek getirili pozisyonların geçici etkisiyle mi oluştuğu olacak.
