Ekonomide toparlanma var, fakat kırılgan
Türkiye ekonomisinin ağustos ayındaki en kritik mesajı, güven göstergelerinin aynı yönde hareket etmemesi oldu. Tüketici güveni ve reel kesim beklentileri toparlanırken finansal hizmetler sektörünün güveni geriledi. Bu ayrışma, ekonomide iyileşme sinyallerinin bulunduğunu ancak finansman koşulları, kredi talebi ve piyasa likiditesinin hâlâ belirleyici bir baskı unsuru olduğunu gösteriyor. Yatırımcı açısından asıl soru, bu toparlanmanın kalıcı bir büyüme eğilimine mi dönüşeceği, yoksa yüksek faiz ve enflasyon baskısı altında sınırlı bir algı iyileşmesi olarak mı kalacağı.
Finans sektöründe dikkat çeken gerileme
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre Finansal Hizmetler Güven Endeksi ağustosta aylık bazda 4,6 puan azalarak 150,4 seviyesine indi. Endeksteki düşüşte son üç aydaki iş koşullarına ve finansal hizmet talebine ilişkin değerlendirmelerin zayıflaması etkili oldu. Buna karşılık, gelecek üç ayda hizmetlere yönelik talebin artacağı beklentisi güçlendi. Mevcut koşullara ilişkin temkin ile geleceğe dönük sınırlı iyimserliğin aynı anda görülmesi, finans sektörünün toparlanmayı henüz kesinleşmiş bir trend olarak fiyatlamadığını ortaya koyuyor.
Tüketici ve reel kesim daha iyimser
Aynı dönemde tüketici güven endeksi yüzde 1 artışla 90,8'e yükselerek Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Hanelerin mevcut maddi durum değerlendirmesi 75,4'e, gelecek 12 aya ilişkin maddi durum beklentisi 93,1'e, genel ekonomik durum beklentisi ise 89,4'e yükseldi. Ancak endeksin 100 seviyesinin altında kalması, tüketicilerin ekonomiye ilişkin görünümde hâlâ iyimserlikten çok temkinli bir beklenti taşıdığını gösteriyor.
Reel kesim güven endeksi de ağustosta 1,2 puan artarak 102,4 seviyesine yükseldi. Gelecek üç aya ilişkin üretim, iç ve dış piyasa siparişleri ile istihdam beklentilerindeki iyileşme, şirketlerin ekonomik aktivitede sınırlı bir canlanma beklediğine işaret etti. Buna karşın kapasite kullanım oranının yüzde 73,5'e gerilemesi, güven artışının henüz üretim hacimlerine güçlü biçimde yansımadığını düşündürüyor. Başka bir ifadeyle, şirketler geleceğe bugünden daha olumlu bakıyor; fakat mevcut üretim temposu hâlâ güçlü bir ivme sergilemiyor.
Piyasalar bu tabloyu nasıl okuyacak?
Piyasalar açısından bu veriler, Merkez Bankası'nın faiz politikasında hızlı ve kesintisiz bir gevşeme beklentisini destekleyen tek başına güçlü bir kanıt oluşturmuyor. Tüketici ve reel sektör güvenindeki artış, iç talebin tamamen çökmemiş olduğunu gösterirken finansal hizmetler endeksindeki düşüş, kredi mekanizmasının ve finansal aracılık faaliyetlerinin hâlâ yüksek maliyetlerden etkilendiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle bankacılık hisselerinde faiz marjlarına ilişkin beklentiler, tüketim ve sanayi hisselerinde ise iç talep ile sipariş verilerinin seyri önemini koruyacak.
Uzmanların temkinli iyimserlik mesajı
Piyasa değerlendirmelerinde ortak vurgu, güven göstergelerindeki yükselişin olumlu olduğu ancak 100 eşiğinin altındaki tüketici güveninin güçlü bir iyimserlik anlamına gelmediği yönünde. GCM Yatırım'ın değerlendirmesine göre tüketici güvenindeki yükseliş toparlanmanın sürdüğüne işaret ederken, endeksin 100'ün altında kalması temkinli görünümün devam ettiğini gösteriyor. Finansal Kurumlar Birliği'nin ağustos çalışmasında da ekonomik görünüm endeksi 101,60 ile eşik değerin üzerinde kalmasına rağmen aylık bazda geriledi; İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker bu seviyeyi banka dışı finans sektöründe ihtiyatlı iyimserlik olarak değerlendirdi.
Yatırımcı için kritik sonuç
Türk yatırımcı için ağustos verilerinin ana mesajı şu: Ekonomide dipten dönüş beklentisi güçleniyor, ancak finansman kanalı henüz bu beklentiyi tam olarak doğrulamıyor. Bu nedenle yalnızca tüketici güvenindeki yükselişe bakarak iç talep odaklı hisselerde kalıcı bir ralli varsaymak ya da finansal hizmetler sektöründeki düşüşü doğrudan kriz işareti saymak doğru olmaz. Önümüzdeki dönemde güven artışının kredi talebine, üretime, şirket kârlılıklarına ve Borsa İstanbul'daki işlem hacmine yansıyıp yansımadığı belirleyici olacak. 24 Ağustos'ta BIST 100'ün yüzde 0,09 düşüşle 14.501,49 puandan kapanması da piyasanın olumlu makro sinyalleri henüz güçlü bir risk iştahına dönüştürmediğini gösterdi.
