Serbest Fonlardan 75 Milyar TL’lik Rekor Çıkış: Para Piyasası Fonlarına Tarihi Kayış

5 Ağustos 202619:08
Fon Haberleri

Fon Piyasasında Büyük Dönüşüm

Türkiye’deki yatırım fonları piyasasında son dönemde görülen en sert hareketlerden biri gerçekleşti. TEFAS Takasbank verilerine göre 31 Temmuz ile biten haftada serbest fonların portföy değeri 74,7 milyar TL azaldı. Aynı dönemde tüm yatırım fonlarındaki toplam kayıp 165,6 milyar TL’ye ulaşırken, para piyasası fonlarına (PPF) 69,2 milyar TL’lik güçlü giriş yaşandı. Bu tablo, yüksek faiz ortamının ve regülasyon kaynaklı belirsizliklerin yatırımcı davranışlarını nasıl şekillendirdiğini net biçimde ortaya koyuyor.

Çıkışın Arkasındaki İki Kritik Faktör

Uzmanlar, serbest fonlardaki hızlı erimenin iki ana nedene dayandığını belirtiyor. Birincisi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Temmuz’da aldığı karar. Bu kararla gayrimenkul yatırım fonları (GYF) ve girişim sermayesi yatırım fonlarının (GSYF) değerlemesi, borsa fiyatı yerine kurucu şirketin belirlediği fiyat üzerinden yapılmaya başlandı. Uyum için 31 Temmuz’a kadar süre tanınması, birçok serbest fonun bu varlıkları portföylerinden çıkarmasına yol açtı. İkinci etken ise, SPK’nın yatırım fonlarına ilişkin ek düzenlemeler hazırladığına dair piyasaya yayılan spekülasyonlar oldu. Bu belirsizlik ortamı, risk iştahını azaltarak çıkışları hızlandırdı.

Para Piyasası Fonları Öne Çıktı

Serbest fonlardan çıkan paranın önemli bir bölümü para piyasası fonlarına yöneldi. Enflasyonun ve faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalacağı beklentisi, yatırımcıları düşük riskli ve likit enstrümanlara itti. 31 Temmuz itibarıyla toplam yatırım fonlarının piyasa değeri 10,38 trilyon TL seviyesinde bulunurken, yatırımcı sayısı 5,95 milyona ulaştı. Serbest fonların toplam içindeki payı hâlâ yüzde 67 civarında olsa da, para piyasası fonlarının ağırlığı yüzde 20’ye yaklaştı.

Uzman Gözüyle: MSCI Riski ve Sektör Tercihleri

A1 Capital Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Mete Yüksel, gelişmeyi MSCI endeksine dair endişelerle de ilişkilendirdi. “Kasım ayına kadar fiili dolaşım ve açığa satış yasakları gibi konularda gerekli adımlar atılmazsa Türkiye’nin endeksten çıkarılma riski doğabilir” diyen Yüksel, bu senaryonun yabancı sermaye çıkışını tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Portföy stratejisi açısından bankacılık sektörünün ucuz kaldığını, petrokimya ve rafineri tarafında ise petrol fiyatlarındaki olası gerileme nedeniyle risklerin arttığını belirten Yüksel, gıda perakende, telekom ve sağlık gibi defansif sektörlere ağırlık verilmesini önerdi.

Retail Yatırımcı İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu hareket, özellikle bireysel yatırımcılar için net bir sinyal taşıyor: Yüksek faiz ortamında serbest fonların esnekliği hâlâ cazip olsa da, regülasyon riski ve likidite tercihi para piyasası fonlarını öne çıkarıyor. Portföy yöneticileri, önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin zamanlamasının ve SPK’nın olası yeni rehberinin, fon akımlarının yönünü belirleyeceğini vurguluyor. Yatırımcıların risk-getiri dengesini yeniden gözden geçirmesi ve likidite ihtiyacını ön planda tutması gerektiği görüşü hâkim.