Piyasayı Sarsan Likidite Krizinde Yeni Dönem
Türkiye'nin yatırım fonları piyasasında Eylül ortasında patlak veren likidite krizi, yeni ve kritik bir döneme girdi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Tera Portföy ve Pusula Portföy'de başlayan temerrüt dalgasının ardından tasfiye kararı verilen 131 fon için başlatılan sürecin takviminde önemli bir değişikliğe imza attı. Kurul, fon varlıklarının nakde çevrilmesi ve yatırımcılara ödeme yapılması için öngörülen azami süreyi 3 aydan 6 aya çıkardı.
Karar, 455 binden fazla yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren ve yüzlerce milyar liralık varlığın tasfiyesini kapsayan sürecin en somut güncellemesi olarak kayıtlara geçti. SPK'nın 20 Eylül 2026 tarihli kararıyla, fon portföylerindeki varlıkların piyasa koşullarında panik satışına yol açmadan, daha kontrollü bir şekilde elden çıkarılması ve yatırımcıların daha az değer kaybıyla paralarına ulaşabilmesi hedefleniyor.
Neden 6 Ay? Piyasa Koşulları ve Portföy Yapısı Etkili
SPK'nın karar metninde süre uzatımının gerekçeleri net bir şekilde ortaya kondu. Kurul, tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve mevcut piyasa gelişmelerini dikkate alarak bu değişikliğe gittiğini açıkladı. Özellikle hisse senedi ve serbest fon kategorilerinde yoğunlaşan varlıkların, daralmış piyasa koşullarında kısa sürede nakde çevrilmesinin hem fon birim pay değerlerini daha da erotebileceği hem de Borsa İstanbul'da ek satış baskısı yaratabileceği endişesi, uzatım kararının arkasındaki temel mantık olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, 3 aylık sürenin özellikle büyük hacimli ve düşük likiditeye sahip varlıkları içeren fonlar için yeterli olmayabileceğini daha önce dile getirmişti. SPK'nın bu adımı, yatırımcı mağduriyetini minimize etmek adına piyasa gerçekleriyle uyumlu bir pragmatizm olarak yorumlanıyor. Ancak uzatım, yatırımcıların paralarına erişim süresinin de en az iki katına çıkması anlamına geldiği için ikili bir etki yaratıyor.
Tasfiye Süreci Nasıl İşleyecek? İş ve Ziraat Bankası Devrede
SPK, 18 Eylül'de yayımladığı usul ve esaslarla tasfiye sürecinin işleyiş detaylarını da belirlemişti. Buna göre Tera Portföy fonlarının tasfiye sürecini Türkiye İş Bankası, diğer 6 portföy yönetim şirketinin (Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls) fonlarının sürecini ise Ziraat Bankası yürütecek. Bankalar, fon portföylerindeki varlıkları kademeli olarak nakde çevirecek, öncelikle fon borçları ve giderleri karşılandıktan sonra kalan tutarı mutabakatı yapılmış yatırımcı hesaplarına pay oranında dağıtacak.
Yeni takvimle birlikte sürecin 2026 yılının sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. SPK, 6 aylık sürenin azami bir süre olduğunu, piyasa koşullarının iyileşmesi durumunda tasfiye işlemlerinin daha erken de tamamlanabileceğini vurguladı. Tasfiye kapsamındaki fonlarda TEFAS üzerinden verilmiş ancak gerçekleştirilememiş iade talimatlarından kaynaklanan tutarlar, fon hesabına borç olarak kaydedilecek ve tasfiye sürecinde yaratılan nakitten öncelikli olarak ödenecek.
Yatırımcı İçin Ne Anlama Geliyor?
Perakende yatırımcı açısından bu gelişme, belirsizlik süresinin uzaması ancak değer kaybı riskinin azalması şeklinde iki yönlü bir etki yaratıyor. Bir yandan paralarına erişim tarihi 2026 sonuna kadar uzarken, diğer yandan varlıkların aceleyle ve düşük fiyattan satılması riski ortadan kalkıyor. Piyasa gözlemcileri, özellikle hisse senedi yoğun fonlarda bu yaklaşımın yatırımcı lehine olabileceğini, zira Borsa İstanbul'da toparlanma sinyalleri görülmesi halinde fon varlıklarının daha yüksek değerlemelerle nakde çevrilebileceğini belirtiyor.
Ancak uzmanlar, yatırımcıların bu süreçte resmi açıklamaları takip etmesi ve spekülasyonlardan uzak durması gerektiğinin altını çiziyor. SPK, İş Bankası ve Ziraat Bankası'nın yürüteceği tasfiye sürecinde yatırımcılar, fon bazında bilgilendirme duyurularını ve ödeme takvimlerini bu kurumların resmi kanallarından takip edebilecek.
Krizin Ardından Sektörde Güven Tazeleme Çabaları
Eylül ortasında Pusula Portföy'ün temerrüt açıklamasıyla başlayan ve kısa sürede Tera Portföy'e de sıçrayan kriz, Türk sermaye piyasalarının en derin likidite şoklarından birine yol açmıştı. SPK'nın sert müdahalesiyle 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS'ta işlem gören tüm fonları alım-satıma kapatılmış, 131 fon için tasfiye kararı alınmıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın üst düzey toplantılarla devreye girmesi ve SPK'nın bu son süre uzatım kararı, sektörün güven tazeleme ve sistemik riski kontrol altına alma çabalarının somut adımları olarak değerlendiriliyor.
Piyasa katılımcıları, bu krizin ardından yatırım fonları regülasyonlarında köklü değişiklikler beklentisini dile getiriyor. Likidite yönetimi, fon bazında konsantrasyon limitleri ve günlük değerleme uygulamaları gibi konularda yeni düzenlemelerin masada olduğu konuşuluyor. Yatırımcılar için ise bu süreç, fon seçiminde sadece getiriye değil, likidite riski ve portföy şeffaflığına da odaklanmaları gerektiğini gösteren acı bir tecrübe olarak kayıtlara geçecek.
