TCMB’den Altı Ay Sonra Kritik Likidite Dönüşü: Piyasanın Fiili Fonlama Faizi Yüzde 37’ye Yaklaşıyor

24 Ağustos 202609:11
Piyasa Haberleri
TCMB’den Altı Ay Sonra Kritik Likidite Dönüşü: Piyasanın Fiili Fonlama Faizi Yüzde 37’ye Yaklaşıyor

Merkez Bankası’ndan piyasayı değiştiren hamle

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yaklaşık altı ay önce ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararı aldı. 23 Ağustos’ta duyurulan ve 24 Ağustos itibarıyla piyasaların ana gündemine yerleşen adım, ilk bakışta teknik bir likidite düzenlemesi gibi görünse de bankacılık sisteminin fonlama maliyetini ve para politikasının piyasa üzerindeki etkisini doğrudan değiştirme potansiyeli taşıyor.

Resmî faiz değişmedi, fiilî maliyet düşebilir

TCMB’nin politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunurken bankalar, repo kanalının kapalı olduğu dönemde daha yüksek maliyetli gecelik fonlama imkânlarına yönelmiş ve piyasadaki ağırlıklı fonlama maliyeti yaklaşık yüzde 40’a çıkmıştı. Haftalık repo ihalelerinin yeniden açılmasıyla bankaların uygun menkul kıymetlerini teminat göstererek yedi gün vadeli ve yüzde 37 faiz oranına yakın TL likiditesine erişmesinin önü açılıyor. Bu nedenle karar, resmî politika faizi değiştirilmemiş olsa da piyasada fiilî faiz indirimi olarak fiyatlanıyor.

Ancak bu gelişmeyi doğrudan bir politika faizi indirimi olarak okumak doğru olmaz. TCMB’nin kararı, öncelikle likidite yönetiminde daha normal bir fonlama yapısına dönüş anlamına geliyor; bankaların gerçekten yüzde 37 maliyetle ne ölçüde fonlanacağı ise ihale miktarlarına, sistemdeki TL likiditesine ve döviz talebine bağlı olacak. Dolayısıyla piyasaya verilen mesaj, kontrollü gevşeme kapısının aralandığı, fakat enflasyon ve kur riskleri nedeniyle para politikasında sınırsız bir yumuşamaya gidilmediği yönünde.

Uzmanlar kararı nasıl okuyor?

Eski TCMB Başekonomisti Hakan Kara, adımı faiz indirme sinyali olarak değerlendirirken, ekonomist İris Cibre de piyasada likidite fazlası bulunduğu için yüzde 40 seviyesindeki fiilî fonlama faizinin yüzde 37’ye doğru gerileyebileceğine dikkat çekti. Buna karşılık Emrah Lafçı, Brent petrolün 90 doların üzerinde seyrettiği bir dönemde atılan adımın zamanlama açısından temkinli izlenmesi gerektiğini belirtti. Uzman yorumlarının ortak noktası, kararın gevşeme yönünde önemli bir sinyal olduğu; ancak bunun kalıcı bir faiz indirim döngüsüne dönüşmesi için enflasyon, rezervler ve döviz talebinin izlenmesi gerektiği.

Borsa, mevduat ve kredi kanalı

Piyasanın ilk tepkisi özellikle bankacılık hisselerinde görüldü. BIST 100 endeksi 24 Ağustos’ta güne yüzde 0,85 yükselişle 14.637,72 puandan başlarken, bankacılık endeksindeki artış yüzde 3,77’ye ulaştı. Daha düşük fonlama maliyeti beklentisi, bankaların net faiz marjları ve kredi büyümesi açısından olumlu algılanırken, hisse senetlerinde kısa vadeli risk iştahını destekledi. Bununla birlikte bu hareketin kalıcı bir yükseliş trendine dönüşmesi, enflasyon beklentileri ve yabancı sermaye akımlarının seyrine bağlı olacak.

Perakende yatırımcı açısından en doğrudan etki, mevduat ve kredi faizlerinde görülebilir. Fonlama maliyetindeki gerileme bankaların TL kredi ve mevduat fiyatlamalarını zaman içinde aşağı çekebilir; ancak bu geçiş otomatik ve aynı hızda gerçekleşmez. Bankaların likidite ihtiyacı, mevduat rekabeti, kredi talebi ve TCMB’nin ihale miktarı, tüketicinin karşılaşacağı faiz oranlarını belirleyecek. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca faiz düşecek beklentisiyle yüksek riskli pozisyonlara yönelmesi yerine, kararın uygulamadaki fonlama verileriyle teyit edilmesini beklemesi gerekiyor.

Küresel riskler gevşemeyi sınırlayabilir

TCMB’nin iç likidite adımı, küresel piyasalardaki dalgalı görünümün gölgesinde atıldı. ABD’de uzun vadeli tahvil getirileri yüksek seviyelerde kalırken, bu hafta Jackson Hole toplantısı ve Nvidia’nın sonuçları küresel risk iştahını belirleyecek başlıca gelişmeler arasında bulunuyor. İran’a yönelik yeni ekonomik yaptırım planı ve enerji altyapısına ilişkin riskler de petrol fiyatları, cari açık ve Türkiye’nin enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturabilir.

Piyasaların izleyeceği üç gösterge

Önümüzdeki günlerde kararın gerçek etkisini anlamak için üç gösterge öne çıkacak: TCMB’nin repo ihalelerinde vereceği likidite miktarı, ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 37’ye ne ölçüde yaklaşacağı ve TL varlıklara yönelik yabancı talebin devam edip etmeyeceği. Fonlama maliyeti kalıcı biçimde düşer, kur oynaklığı sınırlı kalır ve enflasyon beklentileri bozulmazsa karar Borsa İstanbul ve tahvil piyasası için destekleyici olabilir. Tersi durumda ise repo kanalının yeniden açılması, piyasanın beklediği güçlü faiz indirimi yerine yalnızca geçici bir likidite rahatlaması olarak kalabilir.

Sonuç olarak TCMB, politika faizini değiştirmeden para piyasasının fiilî faizini aşağı çekebilecek bir kanal açtı. Bu adım, Türkiye piyasalarında yeni bir gevşeme döneminin kesin başlangıcı değil; Merkez Bankası’nın enflasyon, kur ve rezerv dinamiklerini gözeterek normalleşmeyi test ettiği kritik bir eşik niteliğinde.