Merkez Bankası kararı piyasada beklenen sakinliği getirmedi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, temmuz toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu; gecelik borç verme faizi yüzde 40, borçlanma faizi ise yüzde 35,5 olarak korundu.[17] Karar, piyasada büyük ölçüde bekleniyordu; ancak asıl etki, kararın kendisinden çok, sonrasında oluşan fiyatlamada görüldü. Dolar/TL yeni işlem gününe 47,70 civarında başlarken, Borsa İstanbul’da yön arayışı sürüyor ve tahvil piyasasında da temkinli hava korunuyor.[18][19]
Piyasayı asıl geren unsur: enerji fiyatları ve enflasyon baskısı
Küresel cephede Orta Doğu kaynaklı belirsizlik, petrol ve enflasyon beklentilerini yeniden gündemin merkezine taşıdı. ABD ile İran arasında saldırılara ara verilmesi kısa süreli risk iştahı yaratmış olsa da, aynı dönemde enerji fiyatlarındaki oynaklık ve jeopolitik riskler, gelişen piyasalarda olduğu gibi Türkiye’de de kur ve fiyat istikrarı üzerinde baskı oluşturuyor.[12][18] Bu tablo, TCMB’nin faiz koridorunu sabit tutmasına rağmen, piyasaların neden rahatlayamadığını da açıklıyor: yatırımcılar artık sadece faiz seviyesine değil, enflasyonun gidişatı ve dış şokların maliyetine bakıyor.
Yatırımcılar için kritik mesaj: bekleyiş dönemi uzuyor
Piyasa uzmanlarının dikkat çektiği nokta, TCMB’nin mevcut sıkı duruşunu bir süre daha koruması gerekeceği yönünde. Bloomberg HT’nin yayımladığı beklenti notu da bankanın politika faizini sabit bırakacağı görüşünün ağırlık kazandığını gösteriyordu; resmi karar da bu beklentiyi doğruladı.[16][17] Buna karşın, kurun 47,70 seviyelerine yerleşmesi ve küresel risklerin canlı kalması, yerli yatırımcı açısından yeni bir mesaj veriyor: kısa vadede hızlı faiz indirimi senaryosu zayıflarken, piyasanın ana gündemi yeniden kur-enflasyon-faiz dengesi oldu.[17][18][19]
Borsa ve tahvil cephesinde seçici fiyatlama
Borsa İstanbul’da endeksin gün içinde sınırlı hareketlerle yön araması, yatırımcıların risk alma iştahının güçlü ama kırılgan olduğuna işaret ediyor.[18] Hazine’nin borçlanma programı, iç piyasadaki likidite koşulları ve küresel faiz cephesindeki dalgalanma da tahvil piyasasında fiyatlamayı zorlaştırıyor.[4] Bu nedenle önümüzdeki dönemde piyasaların odağında sadece Merkez Bankası değil, enflasyon verileri, dış finansman koşulları ve enerji kaynaklı maliyet şoku olacak.
