TEFAS’ta Getiri Kadar Likidite de Fiyatlanıyor
Türkiye yatırım fonları piyasasında son dönemin en önemli gelişmesi, 131 fonu ve yaklaşık 456 bin yatırımcıyı ilgilendiren tasfiye sürecinin başlaması oldu. Toplam büyüklüğü yaklaşık 891 milyar liraya ulaşan fonlarda varlıkların nakde çevrilerek pay sahiplerine dağıtılması planlanırken, yatırımcının alacağı tutar fonun portföyündeki varlıkların gerçek piyasa koşullarında hangi fiyatla satılabileceğine bağlı olacak.
Bu tablo, yatırım fonlarının mevduat hesabı gibi sabit getirili veya anapara garantili ürünler olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle likiditesi düşük hisselere, serbest fonlara veya yoğunlaşmış pozisyonlara yatırım yapan fonlarda günlük getiri kadar çıkış kabiliyeti ve portföyün nakde dönüşme maliyeti de yatırım kararının merkezine yerleşiyor.
Altı Aylık Süre Satış Baskısını Azaltacak
Tasfiye süresinin üç aydan altı aya çıkarılması, portföy varlıklarının panik satışlarıyla değer kaybetmesini sınırlamayı amaçlıyor. Uzman değerlendirmelerine göre daha uzun takvim, özellikle işlem hacmi düşük hisselerde fon yöneticilerine kademeli satış imkânı sağlayabilir; ancak bu değişiklik yatırımcıların paylarını mutlaka ilk yatırdıkları tutardan geri alacağı anlamına gelmiyor.
Tasfiye sırasında fon varlıkları satılacak ve elde edilen tutar yatırımcılara payları oranında dağıtılacak. Dolayısıyla sonuç, fon portföyündeki varlıkların değerine, satış anındaki piyasa derinliğine ve satışların fiyat üzerinde yaratacağı etkiye bağlı olacak. Para piyasası fonlarında nakde dönüşüm daha kolay olabilirken, düşük likiditeli hisse ve serbest fonlarda belirsizlik daha yüksek.
Yatırımcı İçin Yeni Kontrol Listesi
Bu gelişme sonrasında TEFAS yatırımcısının yalnızca son bir aylık veya yıllık getiriye bakması yeterli değil. Fonun portföy dağılımı, en büyük pozisyonlarının Borsa’daki işlem hacmi, karşı taraf ve ilişkili taraf riski, nakit oranı, alım-satım valörü, yönetim ücreti ve fonun toplam büyüklüğü birlikte incelenmeli.
Özellikle yüksek getiri üreten fonlarda bu getirinin hangi varlıklardan ve ne kadar sürdürülebilir bir stratejiden kaynaklandığı sorgulanmalı. Yüksek geçmiş performans, gelecekteki getirinin garantisi olmadığı gibi, yüksek getiri çoğu zaman daha yüksek piyasa, likidite veya yoğunlaşma riskiyle birlikte gelebilir. Tasfiye olayının perakende yatırımcıya verdiği temel mesaj, tek bir fon veya tek bir portföy yönetim şirketinde aşırı yoğunlaşmanın riskini azaltmak.
Pusula-Tera Süreciyle Karıştırılmaması Gerekiyor
Son dönemde gündeme gelen Pusula Grubu ile Tera arasındaki planlanan pay devri ise fon yatırımcıları açısından ayrı bir başlık. KAP açıklamasında işlemin henüz hukuken ve fiilen tamamlanmadığı, Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların portföy ve likidite yönetiminin devir tamamlanmadan Tera Grubu’nun sorumluluğunda olmadığı açıkça belirtildi. Bu nedenle yatırımcıların şirketler arasındaki planlanan ortaklık değişikliğini, mevcut fonların otomatik olarak Tera tarafından yönetilmeye başlandığı şeklinde yorumlamaması gerekiyor.
Fon yatırımcısı açısından doğru yaklaşım, resmi bildirimlerde belirtilen geçiş koşullarını ve fon bazındaki alım-satım kurallarını ayrı ayrı takip etmek. Portföy yönetim şirketindeki olası değişiklikler, fonun izahnamesi, yatırımcı bilgi formu, risk profili veya ödeme takvimindeki değişiklikler kesinleşmeden fiyatlanmamalı.
Piyasa İçin Asıl Sınav Güvenin Yeniden Kurulması
Fon tasfiyeleri, ilk aşamada belirli fonlarla sınırlı bir likidite ve yönetim sorunu olarak ele alınsa da, etkisi TEFAS’ın tamamında güven ve şeffaflık üzerinden hissedilecek. Fon varlıklarının portföy yönetim şirketinin kendi malvarlığından ayrı tutulması, yatırımcının risk taşımadığı anlamına gelmiyor; yatırımcı yine fon portföyündeki varlıkların piyasa riskini ve gerektiğinde likidite iskontosunu üstleniyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde öne çıkması beklenen eğilim, en yüksek getiriyi arayan fon akışından şeffaf portföy, güçlü likidite, düşük yoğunlaşma ve öngörülebilir ödeme koşullarını birlikte sunan fonlara yönelim olabilir. Perakende yatırımcı için çıkarılacak sonuç net: Fon seçerken yalnızca ne kadar kazandırdığı değil, stresli bir piyasada ne kadar hızlı ve hangi maliyetle nakde dönüşebildiği de değerlendirilmelidir.
