Borsa İstanbul'da Fonlar Arası Savaş: Yerli Portföy Yöneticileri SPK'ya 'Koordineli İşlem' Şikâyetinde Bulundu

27 Ağustos 202622:11
Fon Haberleri
Borsa İstanbul'da Fonlar Arası Savaş: Yerli Portföy Yöneticileri SPK'ya 'Koordineli İşlem' Şikâyetinde Bulundu

Fon Sektörünün İçinden Yükselen İtiraz

Borsa İstanbul'da son dönemde bazı küçük ve düşük likiditeli hisselerde görülen olağanüstü fiyat hareketleri, bu kez yatırım fonlarının kendi içinden yükselen itirazlarla yeni bir boyuta taşındı. Bloomberg'e bilgi veren beş fon yöneticisine göre, Türkiye'nin büyük yatırım fonlarından bazılarını yöneten portföy profesyonelleri, şüpheli ve koordineli olduğu öne sürülen işlemler konusunda Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) bildirimde bulundu. Bu gelişme, fon piyasasının yalnızca getiri yarışından ibaret olmadığını, piyasa bütünlüğü ve güven meselesinin de yeniden gündemin zirvesine oturduğunu gösteriyor.

Fon yöneticilerinin, piyasa bütünlüğünü güçlendirmek amacıyla mevcut uygulamalardan daha sıkı önlemlerin değerlendirilmesini istediği belirtiliyor. Gündeme getirilen öneriler arasında yaptırımların ağırlaştırılması ve bazı yatırım araçlarında serbest fon faaliyetlerine yönelik yeni sınırlamaların ele alınması da bulunuyor. Ancak kamuoyuna açık bilgiler itibarıyla, bu bildirimler nedeniyle herhangi bir fon veya portföy yönetim şirketi hakkında SPK tarafından kesinleşmiş bir manipülasyon kararı açıklanmış değil.

Tartışmanın Merkezinde Ne Var?

Tartışmanın temelinde, bazı Borsa İstanbul paylarında yükselişlerin yüzde 1.000'i aşması ve bu hareketlerin önemli bölümünün piyasa değeri görece küçük, işlem derinliği sınırlı ve likiditesi düşük şirketlerde gerçekleşmesi yatıyor. Düşük likiditeli hisselerde büyük miktarlı alımların fiyat üzerindeki etkisi, yüksek işlem hacmine sahip şirketlere kıyasla çok daha güçlü olabiliyor. Asıl hassas nokta ise farklı fonların aynı düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşması ve bu fonlar arasında gerçekleştirilen işlemlerin bağımsız yatırım kararları mı, yoksa fiyat oluşumunu etkilemeye yönelik koordineli hareketler mi olduğunun tespit edilmesi.

Fon yoğunlaşması, fiili dolaşım (free float) ve fonlar arası işlemlerin niteliği, tartışmanın ana başlıklarını oluşturuyor. Uzmanlar, büyük pozisyon taşıyan fonların satışa yönelmesi durumunda yeterli alıcı bulunamayabileceğini, bunun da fiyat hareketlerini hızlandırıp likiditeyi daha da zayıflatabileceğini vurguluyor. Bu nedenle bireysel yatırımcı için yalnızca bir şirketin bilançosuna veya son dönemdeki fiyat performansına bakmak yeterli olmayabilir; fiili dolaşım oranı, günlük ortalama işlem hacmi ve fonların toplam pay sahipliği gibi göstergeler de yakından izlenmeli.

MSCI Faktörü ve Kasım Sınavı

Tartışmanın dikkat çekici boyutlarından biri, benzer kaygıların uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI tarafından da gündeme taşınmış olması. MSCI, 23 Haziran 2026 tarihli Piyasa Sınıflandırma Değerlendirmesi'nde, bazı küçük halka açık şirketlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen fonların pay sahipliği yapılarının ve olası koordineli işlem davranışlarının, şirketlerin gerçek serbest dolaşım oranlarının değerlendirilmesini zorlaştırabileceğine yönelik yatırımcı geri bildirimlerine yer verdi. Mayıs 2026'da Kiler Holding örneğinde olduğu gibi bazı fonların elindeki paylar serbest dolaşım kapsamı dışında tutularak şirketin MSCI Global Small Cap endekslerinden çıkarılması, bu yaklaşımın somut bir yansıması oldu.

MSCI, somut ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde Kasım 2026 endeks değerlendirmesi döneminde Türkiye piyasasının veya belirli Türk hisselerinin endekslerde nasıl ele alınacağı konusunda yeni bir değerlendirme süreci başlatabileceğine işaret ediyor. Bu durum, konuyu yalnızca yerli yatırımcı açısından değil, Türkiye'nin uluslararası sermaye piyasalarındaki algısı açısından da kritik hale getiriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçmişte bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığına ilişkin tespitlerine ve SPK Başkanı Ömer Gönül'ün portföy yöneticilerinin lisanslarının iptaline kadar uzanabilecek yaptırım mesajına rağmen, tartışmanın bundan sonraki aşamasını iddialardan çok SPK'nın resmi inceleme ve kararları belirleyecek.

Sonuç olarak Türkiye'de yatırım fonlarının sermaye piyasalarındaki ağırlığı arttıkça, fon işlemlerinin şeffaflığı, pay sahipliği yoğunlaşması ve düşük likiditeli hisselerdeki fiyat oluşumu çok daha yakından izlenecek. Fon yöneticilerinden gelen bildirimlerin resmi incelemeye dönüşüp dönüşmeyeceği ve yeni fon düzenlemelerinin kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği, önümüzdeki dönemin en önemli başlıkları arasında yer alıyor. TEFAS/BEFAS yatırımcısı için bu gelişme, yalnızca bir düzenleme haberi değil; portföy tercihi, yoğunlaşma riski ve likidite yönetimi açısından yeniden düşünmeyi gerektiren bir uyarı niteliği taşıyor.