Piyasanın Enflasyon Beklentisi OVP Hedefini Aştı: Kur ve Büyüme Tahminleri Türkiye Ekonomisindeki Yeni Riski Gösterdi

12 Eylül 202611:11
Piyasa Haberleri
Piyasanın Enflasyon Beklentisi OVP Hedefini Aştı: Kur ve Büyüme Tahminleri Türkiye Ekonomisindeki Yeni Riski Gösterdi

Piyasaların Enflasyon İnancı Yeniden Bozuldu

Türkiye piyasalarında haftanın en kritik mesajı TCMB’nin eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nden geldi. 67 katılımcının beklentileriyle hazırlanan ankette yıl sonu tüketici enflasyonu tahmini yüzde 29,43’ten yüzde 29,61’e yükseldi. Böylece piyasanın enflasyon öngörüsü, Orta Vadeli Program’da yer alan yüzde 28,4’lük hedefin üzerine çıktı. İlk bakışta sınırlı görünen 0,18 puanlık artış, dezenflasyon programının en hassas noktası olan beklentiler kanalında iyileşmenin henüz kalıcılaşmadığını gösteriyor.

Kur Beklentisi Orta Vadede Yukarı Döndü

Anketin kur tarafındaki sonuçları da yatırımcılar açısından dikkat çekici bir ayrışmaya işaret etti. Cari yıl sonu dolar/TL beklentisi bir önceki dönemdeki 51,66’dan 51,57’ye sınırlı biçimde gerilerken, 12 ay sonrası dolar/TL tahmini 57,43’ten 58,60’a yükseldi. Bu tablo, piyasanın kısa vadede kurda kontrollü seyir beklediğini; ancak enflasyon farkı, dış finansman ihtiyacı ve küresel faiz koşulları nedeniyle orta vadede TL üzerindeki baskının sürebileceğini düşündüğünü ortaya koyuyor.

Faiz İndirimi Beklentisi Sürse de Alan Daralıyor

Katılımcılar, eylül ayı sonunda gecelik faiz oranının ve politika faizinin yüzde 37 seviyesinde oluşmasını bekliyor. Sonraki toplantılar için politika faizi beklentileri sırasıyla yüzde 37, yüzde 36 ve yüzde 35,07 olarak öngörülüyor. Bu fiyatlama, piyasada kademeli faiz indirimi beklentisinin korunduğunu gösterse de yükselen enflasyon tahminleri Merkez Bankası’nın hareket alanını daraltıyor. Faiz indirimlerinin hızlı gerçekleşmesi hâlinde reel getiri beklentilerinin zayıflaması, kur ve enflasyon beklentilerindeki bozulmayı yeniden hızlandırabilir; bu nedenle piyasa, indirimden çok indirimlerin zamanlamasına ve iletişiminin gücüne odaklanacak.

Büyüme Tahminindeki Düşüş Riskin Diğer Yüzü

Ankette 2026 yılı büyüme beklentisinin yüzde 3’e gerilemesi, para politikasındaki sıkılığın iç talep üzerindeki etkisinin daha belirgin hissedilmeye başladığını gösteriyor. Böylece ekonomi yönetimi iki yönlü bir dengeyle karşı karşıya: Enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek için finansal koşulların sıkı tutulması gerekiyor; ancak yüksek faiz ve zayıflayan talep büyüme görünümünü baskılıyor. Piyasanın verdiği mesaj, dezenflasyonun maliyetinin arttığı ve hedeflere ulaşmak için sabır gerektiği yönünde.

Cari Fazla Rahatlattı, Ancak Risk Tamamen Bitmedi

Aynı dönemde açıklanan ödemeler dengesi verileri, temmuz ayında cari işlemler hesabının 36 milyon dolar fazla verdiğini ve altın ile enerji hariç cari fazlanın 4,97 milyar dolara ulaştığını gösterdi. Portföy yatırımlarındaki 5,8 milyar dolarlık net giriş ve resmi rezervlerdeki 14,3 milyar dolarlık artış da dış finansman görünümünü destekledi. Ancak yıllıklandırılmış cari açığın yaklaşık 40,7 milyar dolar seviyesinde kalması, enerji fiyatları ve küresel finansman koşullarının Türkiye açısından hâlâ belirleyici olduğunu hatırlatıyor.

Yatırımcı İçin Yeni Denklem

Bu veriler birlikte okunduğunda Türkiye piyasaları için yeni denklem netleşiyor: Borsa İstanbul haftayı yüzde 3,25 yükselişle 14.467,25 puandan tamamlarken dolar/TL 48,5120 seviyesinde kapandı; ancak yükselen enflasyon beklentisi ve orta vadede yukarı revize edilen kur tahmini, bu iyimserliğin kırılgan olduğunu gösteriyor. Uzmanların temel senaryosunda, TCMB’nin sıkı duruşunu koruması ve faiz indirimlerini veriye bağlı biçimde yürütmesi piyasalar için kritik önem taşıyor. Perakende yatırımcı açısından asıl risk, tek bir günlük fiyat hareketi değil; enflasyon beklentilerinin yeniden çıpalanamaması hâlinde faiz, kur ve varlık fiyatlarının aynı anda daha oynak hâle gelmesi.