Büyüme Verisi 10 Eylül'ün Kaderini Belirliyor: Ekonomistler 2. Çeyrekte Yüzde 2,8 Büyüme Bekliyor

28 Ağustos 202606:10
Piyasa Haberleri
Büyüme Verisi 10 Eylül'ün Kaderini Belirliyor: Ekonomistler 2. Çeyrekte Yüzde 2,8 Büyüme Bekliyor

Büyüme Rakamı Faiz İndiriminin Kapısını Aralayacak mı?

Türkiye ekonomisi, yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verisinin 31 Ağustos Pazartesi günü açıklanmasına kilitlendi. AA Finans'ın beklenti anketine katılan 11 ekonomist, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,80 artacağını tahmin ediyor. İlk çeyrekte yüzde 2,5 büyüyen ekonomi için bu rakam, yalnızca bir istatistik değil; 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında başlaması beklenen faiz indirim döngüsünün en kritik belirleyicisi olarak masada duruyor.

Büyüme ile Faiz Arasındaki İnce Çizgi

Merkez Bankası'nın 23 Ağustos'ta yaklaşık altı ay aradan sonra haftalık repo ihalelerine dönmesi, piyasalarda fiilî fonlama maliyetinin yüzde 40'tan yüzde 37'ye doğru gerileyeceği beklentisini güçlendirdi. HSBC stratejistlerine göre piyasa, Eylül toplantısında yaklaşık 40 baz puan, yıl sonuna kadar ise toplam yaklaşık 170 baz puanlık indirim fiyatlıyor; banka politika faizinin 2026 sonunda yüzde 34'e inebileceğini öngörüyor. Ancak uzmanlar, sıkı para politikasının iç talebi yavaşlatma pahasına dezenflasyonu koruduğu bu dönemde, büyüme verisinin hem enflasyon hem de indirim takvimi açısından iki ucu keskin bıçak olduğuna dikkat çekiyor.

Ankete katılan ekonomistlerin ikinci çeyrek büyüme beklentileri yüzde 2,20 ile yüzde 3 aralığında değişirken, 2026'nın tamamı için medyan beklenti yüzde 3, 2027 için ise yüzde 4 seviyesinde oluştu. Bu tablo, ekonominin sert bir daralma yaşamadan kontrollü bir yavaşlama içinde olduğu senaryosunu destekliyor. Yüksek frekanslı göstergeler ikinci çeyrekte ilk çeyreğe kıyasla daha dirençli bir görünüme işaret etse de, sıkı finansal koşullar nedeniyle güçlü ve tabana yayılan bir ivmelenme beklenmiyor.

Yatırımcı İçin Neden Kritik?

Büyüme verisi, 10 Eylül'deki PPK kararının yönünü belirleyecek en önemli makro veri olarak öne çıkıyor. Beklentinin üzerinde güçlü bir büyüme, Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede elini güçlendirip indirimi öteleyebilir; zayıf bir rakam ise dezenflasyon patikasının bedeli olarak okunup indirim beklentilerini hızlandırabilir. Borsa İstanbul'un tarihi zirvelere yakın seyrettiği, dolar/TL'nin 48 liranın üzerinde kaldığı ve yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28'e yükseltildiği bu ortamda, perşembe günü açıklanacak rakam hem faiz hem döviz hem de hisse tarafında fiyatlamaları yeniden şekillendirecek.

TCMB'nin yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nda 2026 yıl sonu tahminini yüzde 28'e çekmesi ve gıda enflasyonu görünümünün bozulması, indirim patikasının veri odaklı ve temkinli ilerleyeceğine işaret ediyor. Bu nedenle büyüme verisi, yalnızca ekonominin nabzını değil, aynı zamanda milyonlarca tasarruf sahibinin mevduat getirisini ve borsa yatırımcısının risk iştahını doğrudan etkileyecek bir dönüm noktası niteliği taşıyor.