Türkiye piyasalarında kısa vadeli para alarmı
Türkiye finans piyasalarında haftanın en kritik gelişmesi, yabancı yatırımcıların yüksek TL getirisi için taşıdığı carry trade pozisyonlarının 62,4 milyar dolarla yeni rekor seviyeye ulaşması oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre pozisyonlar bir haftada yaklaşık 1 milyar dolar arttı; son iki haftadaki yükseliş ise 4 milyar dolara yaklaştı. Bu tablo, TL varlıklara yönelik yabancı ilgisinin sürdüğünü gösterirken, piyasanın giderek daha fazla kısa vadeli sermaye akımlarına bağımlı hale geldiğine dair önemli bir uyarı veriyor.
Yabancının yatırım rotası değişti
Aynı haftada yabancı yatırımcılar 176,1 milyon dolarlık hisse senedi ve 445,9 milyon dolarlık özel sektör borçlanma aracı alırken, 306,2 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi sattı. Böylece tahvil piyasasında dokuz hafta süren yabancı alım serisi sona erdi. Hisse senedi stokunun 41,7 milyar dolara yükselmesi, yabancıların Türkiye’den tamamen uzaklaşmadığını; ancak faiz ve kur beklentilerine göre portföylerini daha hızlı biçimde yeniden dağıttığını ortaya koydu.
TL için destek, piyasa için kırılganlık
Carry trade akımları, yabancı yatırımcının döviz borçlanarak TL cinsi mevduat, tahvil veya diğer yüksek getirili varlıklara yönelmesiyle oluşuyor. Bu para girişi normal koşullarda TL üzerindeki baskıyı sınırlayabilir, döviz likiditesini artırabilir ve yerel varlık fiyatlarını destekleyebilir. Ancak getirinin önemli bölümü kurun istikrarlı kalmasına bağlı olduğu için, TL’de hızlı değer kaybı veya faiz avantajının azalması halinde aynı pozisyonlar kısa sürede tersine dönebilir. Böyle bir çözülme, döviz talebini artırırken tahvil ve hisse senedi piyasalarında eş zamanlı satış baskısı yaratabilir.
Küresel koşullar belirleyici olacak
Piyasanın kırılganlığını artıran unsur yalnızca iç faiz ve kur dengesi değil. ABD uzun vadeli tahvil faizlerindeki hareketlilik, Fed’in faiz politikasına ilişkin belirsizlik ve Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler küresel yatırımcıların risk iştahını hızla değiştirebilir. Deniz Yatırım’ın 21 Ağustos tarihli değerlendirmesinde de ABD tahvil faizleri ile Orta Doğu gelişmelerinin küresel risk iştahı üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdüğü vurgulandı. Bu nedenle Türkiye’ye yönelen carry trade parasının kalıcılığı, yalnızca TCMB’nin faiz politikasına değil, küresel fonlama koşullarına da bağlı olacak.
Yerli yatırımcı için kritik mesaj
62,4 milyar dolarlık rekor, piyasanın tamamen sağlıklı ve kalıcı yabancı sermaye ile fonlandığı anlamına gelmiyor. Aksine, kısa vadeli getiri arayışındaki sermayenin büyüklüğünü gösteriyor. Yerli yatırımcının önümüzdeki dönemde yalnızca Borsa İstanbul’un yükselişine veya TL faizinin cazibesine odaklanmak yerine yabancıların DİBS pozisyonunu, swap ve carry trade büyüklüğünü, kur oynaklığını ve küresel tahvil faizlerini birlikte izlemesi gerekiyor. Bu verilerde ani bir yön değişimi görülmesi, Türk lirası ve finansal varlıklar açısından yeni bir stres dalgasının erken sinyali olabilir.