Fed’den Beklenen Karar, Beklenmedik Ayrışma
ABD Merkez Bankası (Fed), 29 Temmuz akşamı açıklanan kritik faiz kararında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Karar piyasa beklentileriyle uyumlu olsa da, Federal Açık Piyasa Komitesi’nde (FOMC) yaşanan 9’a karşı 3 oylama tablosu, enflasyon ve enerji fiyatlarındaki baskının Fed içinde ciddi bir ayrışma yarattığını gözler önüne serdi. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ve Dallas Fed Başkanı Lorie Logan, 25 baz puanlık faiz artırımından yana oy kullanarak 2016’dan bu yana en belirgin muhalefet tablosunu oluşturdu.
Enerji Şoku ve Enflasyon Endişesi Kararın Gölgesinde
Fed’in açıklamasında ekonomik faaliyetin “yüksek belirsizliğe rağmen sağlam bir hızda genişlemeyi sürdürdüğü” belirtilirken, enflasyonun özellikle enerji kaynaklı arz şokları nedeniyle yüzde 2 hedefinin üzerinde kaldığı vurgulandı. Orta Doğu’daki gerilimlerin petrol fiyatlarını yeniden yukarı çekmesi, Fed’in enflasyonla mücadelesini zorlaştırıyor. Başkan Kevin Warsh, karar sonrası basın toplantısında “beş yıldan uzun süredir hedef üstünde seyreden enflasyonun dokuz haftada çözülemeyeceğini” söyleyerek temkinli duruşu koruduğunu işaret etti.
Türk Piyasaları İçin Ne Anlama Geliyor?
Kararın ardından küresel piyasalarda faiz artırım ihtimallerinin güçlenmesi, gelişmekte olan ülke varlıkları üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye açısından bakıldığında, Fed’in daha uzun süre yüksek faiz ortamını koruma ihtimali, TCMB’nin sıkı para politikasını sürdürme alanını daraltırken döviz kuru ve tahvil faizlerinde dalgalanmaları artırabilir. Analistler, eylül toplantısında artırım olasılığının yükseldiğini ve bunun Türk lirasında ek baskı yaratabileceğini belirtiyor. Borsa İstanbul ve CDS primleri de bu belirsizlikten doğrudan etkileniyor.
Piyasa Uzmanları Ne Diyor?
Uzmanlar, Fed içindeki ayrışmanın önümüzdeki aylarda daha sıkı bir politikaya işaret ettiğini düşünüyor. Üç karşı oy, enflasyonun kalıcılığı konusunda komite içinde endişelerin arttığını gösteriyor. Türk yatırımcısı için asıl risk, küresel faizlerin yukarı yönlü revize edilmesiyle birlikte yabancı sermaye girişlerinin yavaşlaması ve finansman maliyetlerinin artması. Jeopolitik gerilimlerin de sürmesi halinde, Türkiye’nin risk primi ve döviz piyasalarında oynaklığın devam etmesi bekleniyor. Gözler şimdi 30 Temmuz’da açıklanacak yurt içi ekonomik güven ve işgücü verileri ile İngiltere Merkez Bankası kararına çevrildi.
