Türkiye piyasaları petrol ve Fed kıskacında
Küresel finans piyasalarının yeni haftaya taşıdığı en kritik risk, petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ile ABD Merkez Bankası’nın daha sıkı bir faiz politikasına yönelme ihtimalinin aynı anda güçlenmesi oldu. Hürmüz Boğazı’nda bir gemiye yönelik yeni saldırı haberleri ve Suudi Arabistan’ın kritik petrol boru hattını geçici olarak kapatması, enerji arzına ilişkin endişeleri büyüttü. Brent petrol hafta içinde 109 doların üzerine çıkarken, hafta sonuna doğru 104-105 dolar bandında dengelendi; ancak piyasa uzmanlarına göre jeopolitik risklerin devam etmesi fiyatların yeniden yukarı yönelme ihtimalini canlı tutuyor.
Şokun Türkiye’ye geçiş kanalları
Türkiye açısından bu gelişme yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı bir risk oluşturmuyor. Petrol fiyatındaki her kalıcı yükseliş, enerji ithalat faturasını, cari dengeyi, ulaştırma maliyetlerini ve enflasyon beklentilerini aynı anda etkiliyor. Kurun yüksek seviyelerde seyrettiği bir ortamda enerji maliyetinin de artması, maliyet enflasyonunu güçlendirerek dezenflasyon sürecini zorlaştırabilir. Bu nedenle piyasanın önündeki temel soru, petrol hareketinin geçici bir jeopolitik prim mi yoksa daha uzun süreli bir arz şokuna mı dönüşeceği.
Fed beklentisi küresel likiditeyi sıkılaştırıyor
ABD’de ağustos üretici fiyat enflasyonunun yıllık bazda yüzde 5,4’e yükselmesi ve çekirdek tüketici fiyatlarının aylık yüzde 0,3 artması, fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bu verilerin ardından para piyasalarında Fed’in 15-16 Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artırabileceğine ilişkin beklentiler belirgin biçimde güçlendi. Faiz artışı olasılığına yönelik fiyatlamalar kaynağa göre yüzde 70’in üzerine, bazı piyasa göstergelerinde ise yüzde 85-90 bandına çıktı.
Fed’in daha şahin bir çizgiye yaklaşması; doların güçlenmesi, ABD tahvil getirilerinin yükselmesi ve gelişen ülke piyasalarından sermaye çıkışı riskini artırıyor. Türkiye’de bu kanal, TL üzerindeki baskının artması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimleri konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalması şeklinde çalışabilir. Petrol şoku ile yüksek küresel faizlerin aynı anda ortaya çıkması, Türkiye için klasik bir dış denge ve enflasyon ikilemini yeniden gündeme getiriyor.
Borsa yükseldi, fakat riskler ortadan kalkmadı
Yurt içi piyasalarda BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,25 yükselişle 14.467,25 puandan tamamlarken, dolar/TL haftalık kapanışta yaklaşık 48,51 seviyesinde gerçekleşti. Endeksteki yükseliş; faiz kararının beklentiler doğrultusunda gelmesi, cari dengenin temmuz ayında 36 milyon dolar fazla vermesi ve bazı hisselerde artan risk iştahıyla desteklendi. Ancak bu tablo, küresel enerji ve faiz risklerinin fiyatlandığı yeni haftada kalıcı bir rahatlama anlamına gelmiyor.
Analistlerin ortak değerlendirmesi, Borsa İstanbul’un kısa vadede küresel risk iştahına ve yabancı yatırımcı akımlarına duyarlı kalacağı yönünde. Petrolün 100 doların üzerinde kalması halinde ulaştırma, sanayi ve enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısı artabilir; buna karşılık enerji şirketleri ve döviz geliri yüksek ihracatçı firmalar görece dirençli kalabilir. Perakende yatırımcı açısından kritik nokta, endeksin haftalık yükselişini tek başına yeni bir yükseliş trendinin teyidi olarak okumamak; petrol, dolar ve ABD tahvil faizlerindeki hareketi birlikte izlemek.
Piyasaların yeni haftadaki ana senaryosu
Önümüzdeki günlerde piyasaların yönünü üç başlık belirleyecek: Orta Doğu’da enerji taşımacılığının güvenliği, Fed’in faiz kararı ve petrol fiyatlarının 100 dolar üzerindeki kalıcılığı. Gerilimin tırmanması ve Fed’in şahin mesaj vermesi halinde Türkiye’de kur, enflasyon beklentileri ve tahvil faizleri üzerinde aynı anda baskı oluşabilir. Gerilimin sınırlanması ve petrolün geri çekilmesi ise Borsa İstanbul’daki risk iştahına alan açabilir. Bu nedenle haftanın en önemli finansal haberi, tek bir faiz veya borsa verisi değil; enerji arzı ile küresel para politikasının Türkiye’nin enflasyon ve dış finansman görünümünü aynı anda yeniden şekillendirmesidir.
