Kamu Borcunda Döviz Eşiği Aşıldı: 15,5 Trilyon TL’lik Stok Piyasaların Yeni Testi

21 Ağustos 202613:11
Piyasa Haberleri
Kamu Borcunda Döviz Eşiği Aşıldı: 15,5 Trilyon TL’lik Stok Piyasaların Yeni Testi

Piyasaların Yeni Gündemi

Hazine ve Maliye Bakanlığı verileri, Türkiye ekonomisinin önündeki en kritik başlıklardan birini yeniden gündeme taşıdı. Merkezi yönetim brüt borç stoku 31 Temmuz itibarıyla 15 trilyon 463,3 milyar TL’ye ulaşırken, bunun 7 trilyon 892,1 milyar TL’lik bölümü döviz cinsi borçlardan oluştu. Böylece döviz borcunun toplam stok içindeki payı yaklaşık yüzde 51’e çıktı ve kamu borç yapısında kur hassasiyeti yeniden piyasa fiyatlamasının merkezine yerleşti. cite

Kur ve Faiz Hassasiyeti

Borç stokunun büyüklüğü tek başına kamu maliyesinde kriz anlamına gelmiyor; ancak borcun yarıdan fazlasının döviz cinsinden olması, Türk lirasındaki değer kaybının TL karşılığı yükümlülükleri artırabileceği anlamına geliyor. Aynı zamanda yüksek faiz ortamı, vadesi gelen borcun yenilenme maliyetini yükselterek bütçedeki faiz giderleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu nedenle yatırımcılar artık yalnızca borcun milli gelire oranını değil, borcun hangi para biriminde, hangi vadede ve hangi faizle çevrildiğini de yakından izleyecek.

Küresel Koşullar Zorlaşıyor

Yeni veri, küresel fonlama koşullarının rahat olmadığı bir dönemde açıklandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69 civarında seyrederken, Brent petrolü 93,8 dolar seviyesinde bulunuyor. Küresel tahvil piyasalarında ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırma kararına rağmen kalıcı bir rahatlama oluşmuş değil; piyasalarda bu adımın etkisinin sınırlı ve geçici kalabileceği değerlendiriliyor. Bu tablo, gelişen ülke varlıkları açısından hem dış finansman maliyetini hem de enflasyon riskini canlı tutuyor. cite cite cite

Uzmanların Faiz Mesajı

Citigroup’un son değerlendirmesi, Türkiye’de faiz indirimi için alanın sınırlı olduğuna işaret ediyor. Kurum, politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesinde gerçekleşmesini ve enflasyonun 2026 sonunda yüzde 31,8’e yükselmesini bekliyor. Bu tahmin, kamu borcunun çevrilme maliyetlerinde hızlı bir düşüş beklentisinin temkinli ele alınması gerektiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, dezenflasyon süreci kalıcı biçimde güçlenmeden faizlerde hızlı gerileme yaşanması, hem tahvil piyasası hem de TL varlıklar açısından ana senaryo olmaktan uzaklaşıyor. cite

Rezerv Artışı Yetiyor mu

Türkiye’nin dış tamponlarında ise olumlu bir gelişme var. TCMB’nin brüt rezervleri 14 Ağustos haftasında 5,1 milyar dolar artarak 183,5 milyar dolara yükseldi. Ancak aynı hafta yabancı yatırımcıların 306,2 milyon dolar tutarında devlet iç borçlanma senedi satması, rezerv artışının tahvil piyasasına yönelik kalıcı ve güçlü yabancı talebiyle aynı anlama gelmediğini gösterdi. Bu ayrışma, piyasanın Türkiye’ye yönelik ilgisinin sürdüğünü ancak yatırımcıların faiz, kur ve jeopolitik riskler karşısında pozisyonlarını kısa vadede değiştirmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. cite

Yatırımcı İçin Kritik Göstergeler

Perakende yatırımcı açısından önümüzdeki dönemde dört gösterge öne çıkacak: Hazine ihalelerinde oluşan faizler, döviz cinsi borcun toplam stok içindeki payı, yabancı yatırımcıların tahvil pozisyonları ve TCMB rezervlerinin seyri. 21 Ağustos itibarıyla BIST 100 endeksi 14.397 puanda, 2 yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 40,87’de ve Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi 222 baz puanda bulunuyor. Bu seviyeler, piyasaların henüz kamu borcu verisini bir temerrüt riski olarak fiyatlamadığını; ancak yüksek faiz ve kur oynaklığına karşı belirgin bir risk primi talep ettiğini gösteriyor. cite

Büyük Resim

Türkiye’nin kamu borcunun milli gelire oranı gelişmekte olan ülke ortalamalarına kıyasla düşük kalmaya devam ediyor; bu durum kamu maliyesi açısından önemli bir dayanıklılık unsuru. Buna karşın borcun nominal olarak hızla büyümesi ve döviz ağırlığının yüzde 50’yi aşması, piyasaların önümüzdeki dönemde borç stokundan çok borcun çevrilme koşullarına odaklanacağını gösteriyor. Ana soru artık kamu borcunun ne kadar olduğu değil; yüksek küresel faizler, dalgalı petrol fiyatları ve kur baskısı altında bu borcun hangi maliyetle yenilenebileceği.