Küresel piyasaların rotası yeniden değişiyor
Küresel finans piyasalarında haftanın en kritik gelişmesi, Fed’in faiz artıracağı beklentisinin belirgin biçimde güçlenmesi oldu. ABD’de üretici fiyatları ağustosta yıllık bazda %5,4 yükselerek beklentilerin üzerine çıkarken, çekirdek tüketici enflasyonu da aylık %0,3 arttı. Veriler, enerji maliyetleri ve jeopolitik risklerin enflasyon üzerindeki etkisinin geçici olmayabileceği endişesini yeniden gündeme taşıdı. Piyasa fiyatlamalarında Fed’in gelecek haftaki toplantıda faiz artırma ihtimali %87 seviyesine kadar yükseldi.
Bu tablo, yalnızca ABD faizleri açısından değil, gelişmekte olan ülke piyasaları bakımından da kritik önem taşıyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde %5’e yaklaşarak Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyeyi test etti; dolar talebinin güçlenmesi ise emtia ve değerli metaller üzerinde satış baskısı oluşturdu. Altının ons fiyatı haftalık bazda %0,4 gerilerken, gümüş ve paladyumda kayıplar daha belirgin oldu.
Petrol riski Türkiye’ye doğrudan yansıyor
Enerji cephesindeki gelişmeler, Türkiye piyasaları için küresel faiz baskısından daha kalıcı bir risk yaratabilir. ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki arz endişeleriyle Brent petrolün varil fiyatı 106,2 dolara kadar yükseldi; haftalık artış %7,6 oldu. Fiyatlar daha sonra 101,7 dolar civarında dengelense de enerji arzına ilişkin belirsizlik devam ediyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye’de üç kanaldan baskı yaratıyor: akaryakıt ve ulaştırma maliyetleri üzerinden tüketici enflasyonu, enerji ithalatı üzerinden cari denge ve döviz talebi üzerinden Türk lirası. Bu nedenle enerji şoku, TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerini sürdürme alanını daraltabilir. Nitekim piyasa katılımcıları 2026 yıl sonu enflasyon beklentisini %29,4’ten %29,61’e yükseltirken, büyüme beklentisini %3,1’den %3’e çekti.
TL ve Borsa için yeni denge arayışı
Türkiye’de politika faizinin %37’de sabit tutulması, mevcut aşamada dezenflasyon programının korunduğunu gösterse de küresel faiz ve enerji koşulları sonraki adımların daha temkinli atılabileceğine işaret ediyor. Morgan Stanley ekonomistleri, TL’deki değer kaybının üzerinde nominal getiri beklentisinin sürmesi nedeniyle TL carry trade işlemlerinin cazibesini koruduğunu belirtiyor. Ancak petrol şoku derinleşir ve Fed daha uzun süre sıkı kalırsa, bu avantajın yanında kur oynaklığı riski de büyüyebilir.
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi geçen haftayı %3,25 yükselişle 14.467,25 puandan tamamlasa da bu performansın sürdürülebilirliği küresel likidite koşullarına bağlı. Yüksek faiz, güçlü dolar ve pahalı enerji; bankacılık, ulaştırma, sanayi ve enerji maliyetlerine duyarlı şirketler arasında ayrışmayı artırabilir. Türk yatırımcısı açısından önümüzdeki dönemde yalnızca endeks seviyesine değil, petrol fiyatı, ABD tahvil faizi, dolar/TL ve enflasyon beklentilerinin birlikte izlenmesine ihtiyaç var.
Yatırımcı için kritik mesaj
Piyasaların ana hikâyesi artık yalnızca faiz indirimi beklentisi değil; faiz, enerji ve jeopolitik risklerin aynı anda fiyatlandığı yeni bir denklem. Fed’in olası faiz artışı gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarını sınırlayabilirken, yüksek petrol Türkiye’nin enflasyon ve cari denge görünümünü zorlaştırıyor. Bu nedenle kısa vadeli piyasa rallileri, kalıcı bir risk iştahı dönüşü olarak değil, yüksek oynaklık içeren bir yeniden fiyatlama süreci olarak değerlendirilmelidir.
Bugün itibarıyla Türkiye piyasaları için en kritik eşik, petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcılaşıp kalmayacağı ve ABD enflasyon verilerinin Fed’in sıkılaşma beklentisini daha da güçlendirip güçlendirmeyeceği. Bu iki başlıkta olumsuz bir tablo oluşması halinde, TCMB’nin faiz indirim patikası, TL’nin reel getirisi ve Borsa İstanbul’daki yükselişin devamlılığı yeniden sorgulanabilir.
