Piyasalarda güçlü görünümün arkasındaki kırılgan denge
Türkiye finans piyasaları haftayı pozitif bir görünümle tamamladı; ancak yatırımcıların önündeki tablo, yüzeydeki iyimserliğin aksine önemli riskler barındırıyor. BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 3,25 yükselerek 14.467,25 puana ulaşırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. Aynı dönemde cari işlemler hesabının 36 milyon dolar fazla vermesi, dış dengede kısa vadeli bir rahatlama yarattı. Buna karşın piyasa katılımcılarının enflasyon ve kur beklentilerini yukarı çekmesi, ekonomi yönetiminin önündeki en büyük sınavın hâlâ fiyat istikrarı olduğunu ortaya koydu.
TCMB’den temkinli sabit faiz mesajı
TCMB, politika faizini yüzde 37’de bırakırken gecelik borç verme faizini yüzde 40, gecelik borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde tuttu. Banka, son enflasyon verileri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminde yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti. Ancak jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulandı. Bu mesaj, faiz indirimlerinin tamamen rafa kaldırılmadığını; fakat enerji ve kur kaynaklı yeni şokların para politikasında daha ihtiyatlı bir duruş gerektirdiğini gösteriyor.
Beklentilerde bozulma dikkat çekiyor
TCMB’nin Eylül 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasanın enflasyon konusunda daha temkinli hale geldiğini gösterdi. Cari yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi yüzde 29,43’ten yüzde 29,61’e yükselirken, 24 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 18,03’ten yüzde 18,32’ye çıktı. 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 57,43’ten 58,60’a yükseldi. Buna karşılık yıl sonu dolar/TL tahmini 51,66’dan 51,57’ye sınırlı biçimde geriledi.
Piyasa uzmanları açısından kritik nokta, kısa vadeli kur beklentisinden çok 12 ve 24 aylık enflasyon öngörülerindeki bozulma. Bu hareket, yatırımcıların mevcut dezenflasyon eğilimini kabul etmekle birlikte enerji maliyetleri, kur geçişkenliği ve küresel faiz ortamının orta vadede fiyat baskılarını yeniden artırabileceğinden endişe ettiğini gösteriyor. ABD’de enerji kaynaklı enflasyonist baskıların sürmesi ve 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’e yaklaşması, gelişmekte olan ülke piyasaları için finansman koşullarını da zorlaştırıyor.
Cari fazla destek verdi, fakat kalıcı çözüm değil
Temmuz ayında cari işlemler hesabının 36 milyon dolar fazla vermesi, Ekim 2025’ten bu yana görülen ilk fazla olarak kayıtlara geçti. Yaz sezonunda turizm gelirlerinin güçlenmesi ve dış ticaret açığındaki iyileşme cari dengeyi destekledi. Bu gelişme, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını kısa vadede sınırlayabilecek olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Ancak tek aylık fazla, enerji ithalatı ve küresel petrol fiyatlarındaki oynaklık nedeniyle yapısal bir iyileşmenin kesin kanıtı değil.
Borsa yükseldi, yatırımcı seçici olmak zorunda
BIST 100’deki yüzde 3,25’lik haftalık yükseliş, sabit faiz kararı ve cari dengedeki iyileşmenin risk iştahını desteklediğini gösterdi. Ancak küresel piyasalarda petrolün 104,5 dolar civarında seyretmesi, ABD tahvil faizlerinin yükselmesi ve Fed’in para politikasına ilişkin şahin beklentilerin güçlenmesi, Türkiye varlıkları üzerindeki dış baskının sürdüğüne işaret ediyor. Dolar/TL haftayı 48,5120 seviyesinde tamamlarken, yatırımcıların önümüzdeki dönemde yalnızca endeks performansına değil; şirketlerin döviz pozisyonuna, finansman maliyetlerine ve enerji fiyatlarına duyarlılığına da odaklanması gerekecek.
Türk yatırımcısı için ana mesaj şu: Piyasalar kısa vadede faiz ve cari denge desteğiyle güçlü kalabilir; ancak enflasyon beklentileri yükselmeye devam ederse bu iyimserlik kalıcı bir trende dönüşmeyebilir. Önümüzdeki hafta bütçe dengesi, konut fiyatları, konut satışları ve TCMB’nin toplantı özeti izlenecek. Bu veriler, faiz indirim beklentilerinin güçlenip güçlenmeyeceğini ve borsadaki yükselişin makroekonomik temellerle desteklenip desteklenmediğini belirleyecek.
