ABD Hizmet Sektöründen Küresel Piyasalara Faiz Sinyali: Türkiye İçin Sermaye Maliyeti Testi Büyüyor

22 Ağustos 202613:11
Küresel Ekonomi

Piyasaların faiz rotası yeniden tartışmada

Küresel piyasaların yönünü değiştirebilecek veri ABD’den geldi. S&P Global’in ağustos ayına ilişkin öncü hizmetler PMI verisi 56,8’e yükselerek Aralık 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Piyasa beklentisi 54,0, temmuz verisi ise 54,6 düzeyindeydi. Hizmetler sektöründeki bu güçlü sıçrama, ABD ekonomisinin üçüncü çeyreğe beklenenden daha yüksek bir büyüme momentumu ile girdiğine işaret etti.

Güçlü veri, zayıf imalatla birlikte geldi

Verinin dikkat çekici tarafı, ekonomik aktivitedeki toparlanmanın bütün sektörlere eşit biçimde yayılmaması oldu. Hizmetler PMI 56,8’e çıkarken imalat PMI 53,2’ye geriledi ve beş ayın en düşük seviyesine indi. S&P Global Başekonomisti Chris Williamson, şirketlerin üçüncü çeyrekte dört yılı aşkın sürenin en hızlı üretim artışını bildirdiğini ve büyüme ivmesinin ağustosta güçlendiğini belirtti. Buna karşılık enerji maliyetleri, tedarik sorunları ve jeopolitik gerilimlerin imalat tarafında baskı yarattığı görülüyor.

Tahvil getirileri yükseldi, Fed beklentisi değişti

Piyasaların ilk tepkisi tahvil getirilerinde yükseliş oldu. ABD’nin iki yıllık tahvil faizi erken işlemlerde yaklaşık 3,8 baz puan artarak %4,223’e, 10 yıllık tahvil faizi 2,6 baz puan yükselerek %4,724’e, 30 yıllık tahvil faizi ise yaklaşık %5,266’ya çıktı. Güçlü hizmetler verisi, Federal Rezerv’in faiz indiriminde acele etmesi için ekonomik gerekçeyi zayıflatırken, enflasyon riskinin yeniden öne çıkması halinde faizlerin daha uzun süre yüksek tutulabileceği beklentisini güçlendirdi.

Altın neden yükselişini koruyor?

Normal koşullarda artan ABD tahvil faizleri, faiz getirisi sunmayan altın üzerinde baskı yaratır. Ancak bu kez daha zayıf dolar, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler ve ABD’nin mali görünümüne ilişkin kaygılar güvenli liman talebini canlı tuttu. Altının ons fiyatı 4.600 doların üzerine çıkarak üç ayın zirvesini görürken, ABD dolar endeksi 98,82 civarında kaldı. Bu tablo, yatırımcıların aynı anda hem yüksek faiz riskine hem de jeopolitik ve mali belirsizliğe karşı korunmaya çalıştığını gösteriyor.

Türkiye açısından kritik aktarım kanalları

ABD’de faizlerin uzun süre yüksek kalması, gelişen ülkelere yönelen sermayenin maliyetini artırabilir. Türkiye açısından ilk risk, dış borçlanma ve şirketlerin döviz cinsi finansman maliyetlerinin yükselmesidir. İkinci risk, küresel portföy yatırımcısının daha yüksek ABD getirisi karşısında gelişen ülke tahvillerinden ve hisse senetlerinden beklediği risk primini artırmasıdır. Üçüncü kanal ise dolar likiditesidir: ABD tahvil getirileri yükselirken Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı bulunan ekonomilerde kur oynaklığı ve yerel faizler üzerinde baskı oluşabilir.

Yurt içi piyasa ne söylüyor?

İş Bankası’nın 21 Ağustos tarihli piyasa verilerine göre Türkiye’nin beş yıllık CDS primi 222 baz puan seviyesinde bulunurken, iki yıllık gösterge tahvil faizi %40,87, on yıllık gösterge tahvil faizi ise %34,80 düzeyindeydi. Bu göstergeler, küresel faiz baskısının Türkiye’de yalnızca döviz kuruyla değil, borçlanma maliyeti ve risk primi üzerinden de izlenmesi gerektiğine işaret ediyor. ABD verisi tek başına Türkiye piyasalarının yönünü belirlemez; ancak Merkez Bankası’nın faiz politikası, enflasyon beklentileri ve yabancı yatırımcı akımları üzerindeki dış baskıyı artırabilir.

Yatırımcı için yeni denklem

Önümüzdeki dönemde piyasa fiyatlaması, güçlü büyüme ile yüksek enflasyon riskinin aynı anda gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine odaklanacak. Hizmetler sektöründeki direnç, Fed’in faiz indirimlerini ertelemesi anlamına gelirse gelişen ülke varlıkları üzerindeki baskı artabilir; imalat sektöründeki yavaşlama ise küresel büyüme endişelerini yeniden gündeme taşıyabilir. Türk yatırımcı açısından kritik nokta, yalnızca dolar veya altın fiyatına bakmak değil; ABD tahvil faizleri, dolar likiditesi, Türkiye’nin CDS primi ve yerel tahvil getirilerini birlikte izlemek olacak. Yeni haftada ABD enflasyon göstergeleri ve Fed yetkililerinin vereceği mesajlar, bu güçlü veri sonrasında faiz rotasının kalıcı biçimde değişip değişmediğini gösterecek.