Fed’de dengeler değişiyor
Küresel piyasaların faiz rotasına ilişkin tablo, ABD Merkez Bankası’nın temmuz toplantı tutanaklarıyla yeniden değişti. Fed politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutsa da karar 9’a karşı 3 oyla alındı; üç üye 25 baz puanlık artış istedi. Daha dikkat çekici gelişme ise, toplantıya katılan birçok yetkilinin enflasyon gerilemezse faiz artırımlarının gerekli olabileceğini belirtmesi oldu.
Eylül ihtimali yeniden masada
Tutanaklar, Fed içinde yalnızca üç üyenin değil, daha geniş bir grubun enflasyon konusunda kaygı taşıdığını gösterdi. Bazı yetkililer, fiyat baskılarının geniş tabanlı olduğunu ve finansal koşulların enflasyonu yüzde 2 hedefine döndürmek için yeterince sıkı olmayabileceğini savundu. Toplantı sırasında piyasa fiyatlaması, eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışını ve gelecek yılın ilk çeyreğine kadar bir artışı daha büyük ölçüde yansıtıyordu. Bu nedenle yatırımcıların önündeki temel soru artık yalnızca faiz indiriminin ne zaman başlayacağı değil, Fed’in bu yıl yeniden faiz artırıp artırmayacağı haline geldi.
Jackson Hole kritik eşik
Piyasaların bir sonraki büyük katalizörü, 27-29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu olacak. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın 28 Ağustos’taki ilk büyük konuşması, hem enflasyonla mücadele stratejisini hem de merkez bankasının gelecekteki iletişim biçimini ortaya koyması açısından yakından izlenecek. Warsh’ın daha önce kısa vadeli faiz yönlendirmesinden kaçınan ve piyasa fiyatlamalarına bağlı hareket etmeyeceğini vurgulayan yaklaşımı, konuşmanın tonunu daha da önemli hale getiriyor.
Türkiye piyasalarına etkisi
Fed’den gelecek daha şahin bir mesaj, küresel dolar likiditesini sıkılaştırarak gelişen ülke varlıkları üzerinde baskı yaratabilir. Böyle bir senaryoda ABD tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcıların riskli varlıklardan gelişmiş ülke tahvillerine yönelmesini hızlandırabilir. Türkiye açısından bunun üç ana sonucu öne çıkıyor: Türk lirası üzerindeki değer kaybı baskısının artması, dış borçlanma maliyetlerinin yükselmesi ve Borsa İstanbul’da özellikle yüksek değerlemeli hisselerde oynaklığın büyümesi. 22 Ağustos sabahı dolar/TL’nin 48,0792, avronun ise 56,1876 seviyesinde işlem görmesi, küresel faiz ve kur gelişmelerinin yerel yatırımcı açısından neden kritik olduğunu gösteriyor.
Merkez Bankası için daralan alan
Fed’in yeniden faiz artırma ihtimalinin güçlenmesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iç enflasyon dinamiklerine göre politika belirlerken dış koşulları da daha fazla hesaba katmasını gerektirecek. Küresel faizlerin yüksek kaldığı bir ortamda hızlı bir faiz indirimi, TL varlıkların getiri farkını azaltarak portföy çıkışlarını ve kur oynaklığını artırabilir. Buna karşılık Fed’in daha temkinli ve nötr bir mesaj vermesi, Türkiye gibi yüksek taşıma getirisi sunan piyasalar için kısa vadeli rahatlama yaratabilir. Ancak bu rahatlama, küresel risk iştahındaki kırılganlık ve enerji fiyatlarındaki jeopolitik riskler nedeniyle kalıcı olmayabilir. Küresel piyasalarda Brent petrolün 92 dolar civarında seyretmesi ve uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalması, enflasyon ve faiz denklemindeki belirsizliği canlı tutuyor.
Uzmanların piyasa okuması
BMO Economics, temmuz tutanaklarında Fed içinde belirgin bir şahin eğilim oluştuğunu, ancak bu eğilimin yeni faiz artırımlarına dönüşmesi için enflasyon verilerinin beklentileri bozması gerektiğini değerlendiriyor. TD Securities ise Warsh’ın Jackson Hole’da doğrudan eylül kararını işaret etmekten çok Fed’in enflasyon hedefindeki kararlılığını vurgulamasını bekliyor. Bank of America’nın yatırımcı anketinde fon yöneticilerinin yüzde 69’unun konuşmadan nötr bir ton beklemesi, piyasanın şimdiden belirli ölçüde temkinli bir senaryoyu fiyatladığına işaret ediyor.
Yatırımcı için üç senaryo
Şahin senaryo: Warsh enflasyon risklerini öne çıkarır ve eylül faiz artışını dışlamazsa dolar güçlenebilir, gelişen ülke piyasalarında satış baskısı artabilir ve altın fiyatları kısa vadede dolar hareketine bağlı olarak dalgalanabilir. Nötr senaryo: Fed Başkanı kararları verilere bağlar ancak yeni artış sinyali vermezse piyasalar mevcut pozisyonlarını koruyabilir; bu durumda Türkiye varlıklarında carry trade kaynaklı ilgi sürebilir, fakat oynaklık yüksek kalır. Güvercin senaryo: İş gücü piyasasındaki zayıflama ve büyüme riskleri öne çıkarılırsa faiz artışı beklentileri gerileyebilir; doların zayıflaması Borsa İstanbul ve değerli metaller için destekleyici olabilir.
Piyasaların ana mesajı
Fed tutanaklarının ortaya koyduğu temel gerçek, küresel faiz indirimleri döneminin piyasa tarafından kesinleşmiş bir rota olarak görülemeyeceği. Enflasyonun yeniden hızlanması, enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi veya finansal koşulların gevşemesi halinde ABD’de faiz artışı seçeneği yeniden güç kazanabilir. Bu nedenle Türk yatırımcı için Jackson Hole yalnızca ABD para politikasının değil, dolar/TL, Borsa İstanbul, altın, tahvil ve Türkiye’nin dış finansman maliyetinin aynı anda test edileceği bir dönüm noktası anlamına geliyor. Önümüzdeki hafta piyasalarda yönü belirleyecek unsur, Fed’in faiz kararından çok, yeni başkanın enflasyon karşısında ne kadar sert bir duruş sergileyeceği olacak.