Küresel Ekonomide Büyüme Sinyali Güçlendi: Avrupa ve ABD Verileri Türkiye İçin Yeni Bir İhracat ve Faiz Denklemi Kuruyor

21 Ağustos 202616:11
Küresel Ekonomi

Küresel Büyüme Beklentileri Yeniden Fiyatlanıyor

ABD ve Avro Bölgesi’nden aynı gün gelen güçlü öncü PMI verileri, küresel ekonominin yaz aylarında beklenenden daha dirençli kaldığına işaret etti. Avro Bölgesi bileşik PMI’ı ağustosta 52,1’e yükselerek son dokuz ayın en yüksek seviyesine çıktı. İmalat PMI’ının 51,9’dan 52,8’e yükselmesi ise sektörün dört yılı aşkın sürenin en güçlü büyümesini kaydettiğini gösterdi. 50 seviyesinin üzerindeki değerler ekonomik faaliyette genişlemeye işaret ediyor.

Verinin ayrıntıları, toparlanmanın yalnızca beklentilerden ibaret olmadığını ortaya koydu. Avro Bölgesi’nde yeni siparişler yaklaşık 40 ayın en hızlı artışını kaydederken, ihracat siparişleri Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana ilk kez yeniden büyümeye geçti. İmalat sektöründeki üretim artışı özellikle Almanya öncülüğünde güçlendi; fabrikalarda istihdamın yeniden artması da Avrupa sanayisi açısından dikkat çekici bir dönüşüm sinyali verdi.

ABD’de Hizmetler Öne Çıktı

ABD tarafında tablo daha da güçlü, ancak sektörler arasında belirgin bir ayrışma var. S&P Global’ın ağustos ayı öncü verilerine göre bileşik PMI 54,5’ten 56’ya çıkarak Nisan 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Hizmetler PMI’ı 56,8 ile son 20 ayın zirvesini görürken, imalat PMI’ı 53,2’ye gerileyerek beş ayın en düşük seviyesine indi. Böylece küresel büyümenin ağırlık merkezi üretimden hizmetlere kaymış oldu.

S&P Global Başekonomisti Chris Williamson, anket sonuçlarının ABD ekonomisinde üçüncü çeyrek büyümesinin yıllıklandırılmış yaklaşık yüzde 3 seviyesine yaklaşabileceğini belirtti. Ancak Williamson, tedarik zincirlerindeki gecikmelerin son dört yılın en yüksek seviyelerinden birine ulaştığına ve enerji fiyatlarındaki yeni yükselişin enflasyon baskısını yeniden artırabileceğine dikkat çekti. Bu değerlendirme, güçlü büyüme verisinin otomatik olarak düşük faiz anlamına gelmediğini gösteriyor.

Türkiye İçin Fırsat ve Risk Aynı Anda Büyüyor

Türk yatırımcı açısından haberin en kritik tarafı, Avrupa’daki sanayi toparlanmasının Türkiye’nin ihracatçı şirketlerine doğrudan temas etmesi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ihracatı 2026’nın ilk yarısında yıllık yüzde 4,7 artarak yaklaşık 54,5 milyar dolara yükseldi. Otomotiv, kimya, hazır giyim, makine ve metal sektörleri açısından Avrupa’daki yeni sipariş artışı, önümüzdeki aylarda kapasite ve ciro beklentilerini destekleyebilir.

Bununla birlikte, Avrupa’daki toparlanmanın Türkiye piyasalarına etkisi tek yönlü olmayacak. Güçlenen ABD verileri, ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha temkinli davranabileceği beklentisini kuvvetlendirebilir. Avrupa’da ise büyümenin hızlanmasına rağmen enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde bulunması, Avrupa Merkez Bankası’nın politika alanını daraltıyor. ING’den Bert Colijn, Avro Bölgesi ekonomisinin jeopolitik şoklara rağmen dirençli kaldığını, ancak 90 doların üzerindeki petrol fiyatları ile son haftalarda yükselen faizlerin büyümeyi yavaşlatıp enflasyonu yukarı itebileceğini belirtti.

Borsa İçin Seçici İyimserlik

İlk piyasa tepkisi, küresel büyüme sinyalinin risk iştahını desteklediğini gösterdi. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi günün ilk yarısında yüzde 0,64 yükselerek 14.488,54 puana çıktı. Ancak bu hareketin kalıcı bir yükseliş trendine dönüşmesi, küresel tahvil faizlerinin ve enerji fiyatlarının seyri kadar Türkiye’de şirket kârlılıklarının yüksek finansman maliyetlerine ne ölçüde dayanacağına bağlı olacak.

Bu nedenle yatırımcıların yalnızca endeks seviyesine değil, ihracat geliri yüksek ve borçluluğu görece düşük şirketlere odaklanması gerekiyor. Avrupa siparişlerindeki artış sanayi hisseleri için olumlu bir katalizör yaratabilir; fakat ABD’de hizmetler kaynaklı güçlü büyüme, küresel faizlerin uzun süre yüksek kalması riskini de canlı tutuyor. Bugünün verileri piyasaya net bir zafer değil, büyüme ile enflasyon arasındaki dengenin yeniden kurulacağı daha seçici bir dönem mesajı veriyor.