Türkiye İçin Yeni Yaptırım Denklemi
ABD’nin İran’a yönelik ekonomik baskıyı, bu ülkeyle ticaret yapan ortaklara da yayma tehdidi Türkiye piyasalarının önüne yeni ve çok katmanlı bir risk koydu. Donald Trump’ın İran’a destek veren ülkelerin ekonomik sonuçlarla karşılaşabileceğini açıklaması, yalnızca jeopolitik tansiyonu artırmadı; Türkiye’nin enerji tedariki, ihracat kanalları, bankacılık işlemleri ve enflasyon görünümü açısından da yeni bir belirsizlik alanı oluşturdu.
Ticaret Hacmi Sınırlı, Etki Alanı Geniş
Türkiye ile İran arasındaki yıllık ticaret hacmi yaklaşık 5-6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Bunun yaklaşık 3 milyar dolarlık bölümünü Türkiye’nin İran’a yaptığı mamul ürün ihracatı oluşturuyor. İlk bakışta bu rakam Türkiye’nin toplam dış ticareti içinde sınırlı görünse de İran pazarı özellikle sanayi, gıda, tüketim malları, lojistik ve sınır ticareti açısından belirli şirketler için kritik önem taşıyor. Washington’ın yeni yaptırımları, doğrudan ticaret hacminden çok ödeme, sigorta, navlun ve bankacılık uyum maliyetleri üzerinden baskı yaratabilir.
Enerji Cephesinde Hassasiyet
Türkiye doğal gaz tüketiminin neredeyse tamamını ithalatla karşılıyor ve İran, toplam doğal gaz ithalatının yaklaşık yüzde 13’ünü sağlıyor. Bu nedenle İran’la enerji ticaretinde yaşanabilecek ödeme, sevkiyat veya sözleşme sorunları, yalnızca dış politika başlığı olarak kalmayıp enerji maliyetleri ve sanayi üretimi üzerinde doğrudan etkili olabilir. İran-Türkiye arasındaki 25 yıllık doğal gaz sözleşmesinin temmuz sonunda sona ermiş olması da yeni dönemde tedarik koşulları ve fiyatlama mekanizmasına ilişkin belirsizliği artırıyor.
Petrol Fiyatı Enflasyon Kanalını Açıyor
Yaptırım tehdidi, İran’ın petrol ihracatının ve bölgesel enerji akışlarının daha fazla kısıtlanabileceği beklentisini güçlendirdi. Brent petrolü haftanın son işlem gününde 94,39 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas petrolü 87,06 dolardan kapandı. Türkiye açısından daha yüksek petrol ve doğal gaz fiyatları; akaryakıt, elektrik üretimi, taşımacılık ve sanayi maliyetleri üzerinden kur-enflasyon dengesini zorlayabilir. Enerji faturasındaki artış aynı zamanda cari dengeyi bozarak Türk lirası üzerindeki baskıyı artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Bankalar İçin Asıl Risk Ödemeler
Piyasanın yakından izleyeceği başlık, Türkiye’nin İran’la ticareti sürdürüp sürdüremeyeceğinden çok, bu ticaretin hangi finansal kanallardan gerçekleştirilebileceği olacak. ABD’nin ikincil yaptırım uygulaması ihtimali, Türk bankalarının İran bağlantılı işlemlerde daha sert müşteri tanıma, işlem inceleme ve muhabir banka kontrolleri uygulamasına yol açabilir. Bu durum şirketlerin tahsilat sürelerini uzatabilir, ticaret finansmanı maliyetlerini yükseltebilir ve bazı işlemlerde dolar bazlı ödeme kanallarının kullanımını zorlaştırabilir.
Uzmanlara Göre Riskin Sınırı
Dış ilişkiler ve yaptırım politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunan CFR Jeoekonomi Merkezi Direktörü Edward Fishman, Washington’ın mevcut yaptırım rejiminin ötesine geçebilmesi için Çin, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi İran’ın ticari ortaklarını hedef alabileceğini belirtiyor. Fishman’a göre enerji satın alan bankalar ve rafineriler ile İran varlıklarını taşıyan finans kuruluşları da baskının hedefi olabilir. Bu değerlendirme, Türkiye’de riskin yalnızca kamu şirketleriyle sınırlı kalmayıp özel bankalar, ihracatçılar ve enerji ithalatçılarına da yayılabileceğine işaret ediyor.
Yatırımcı Ne İzlemeli?
Türk yatırımcı açısından önümüzdeki dönemde dört gösterge belirleyici olacak: Brent petrolünün 95 dolar çevresinde kalıcılaşıp kalmayacağı, İran doğal gaz akışının ve yeni sözleşme koşullarının nasıl şekilleneceği, Türk bankalarının İran işlemlerine yönelik uyum adımları ve Washington’dan gelecek yaptırım listesinin kapsamı. Riskin tırmanması halinde enerji yoğun sektörler, ulaştırma şirketleri ve dış finansmana ihtiyaç duyan firmalar baskı görebilir; buna karşılık enerji transitinde veya alternatif tedarik zincirlerinde rol üstlenen şirketler görece olumlu ayrışabilir.
Sonuç olarak Washington’ın İran’a yönelik ekonomik abluka tehdidi, Türkiye için doğrudan bir ticaret şokundan önce finansman ve enerji maliyeti şoku yaratma potansiyeli taşıyor. Ankara’nın İran’la ticaret politikasını sürdürürken ABD finans sistemiyle bağlantılı bankacılık kanallarını koruma zorunluluğu, önümüzdeki haftalarda Türk lirası, enflasyon beklentileri, cari açık ve şirketlerin dış ticaret maliyetleri üzerinde yakından izlenecek temel piyasa başlığı olacak.